CV’nizin Işık Hızıyla Çöpe Gitmesi için 5 Neden

Aday arama süreçlerinde, her bir CV’nin bir İK’cının elinde ortalama 7 saniye kaldığı biliniyor. Yapılan araştırmalar, istatistikler bu yönde.

Gelin görün ki insan Kaynakları profesyonellerinin bazen bu 7 saniyeye bile ihtiyaçları olmaz. Adayların kaçınamadıkları hatalar sayesinde bir kaç saniye yeter de artar bile.

İşte size bir CV’nin hiç dikkate alınmaması için 5 sebep:

1.    CV’nizde birden fazla yazım hatası vardır:

CV’niz bir çok yazım ve imla hatasıyla doluysa baştan kaybedersiniz. Ayrıntıya özen gösterme ve iletişim becerileriniz ilk anda zayıf bir izlenim bırakırsa yaya kalma ihtimaliniz çok yüksektir. Sizi temsil eden, bir bakıma sizi “satan” CV’nize gereken özeni gösterin.

2.    e-mail adresi amatörlüğün de ötesindedir:

İş e-mail’lerini vermek istemeyen kişiler, özel adreslerinin dışarıdan nasıl durduğuna dikkat etmeli. Karşınıza ibo1907@…com , sariseker@…net gibi bir e-mail adresiyle başlayan metin gelse ilk izlenimiz ne olur? Profesyonel bir görüntü verin. Yahoo, Gmail, Hotmail gibi alanlardan alınan webmail adreslerinizi kontrol edin.

3.    “Executive Summary”iniz başvurduğunuz pozisyona yönelik değildir:

Bir satış rolüne başvuruyorsanız ve “özet” kısmınız pazarlama fonksiyonunda elde ettiğiniz deneyimleri, becerileri ön plana çıkartıyorsa yanlış değerlendirilebilirsiniz. CV’lerin başına eklenen “cover letter”lar ve “executive summary”ler nadiren işe yarar; çoğu zaman problem yaratırlar. En iyisi bu iki “ekstra”dan topyekün kurtulun.

4.    Pozisyon için aranan spesifik deneyim ya da beceri sizde yoktur:

IFRS deneyimi gerektiren bir finans rolüne başvuruyorsanız ve bu tecrübe sizde yoksa direkt olarak elenebilirsiniz. Örnekleri çoğaltmaya gerek var mı?

5.    Söz konusu görev için fazla deneyimliyseniz:

Bir kaç senelik deneyim gerektiren bir Muhasebe Uzmanı rolüne başvuran 25 senelik bir finans profesyoneliyseniz CV’nizin akıbeti yüksek ihtimalle aynı olur.

Özgeçmişinizin değerlendirme sürecine girmesini istiyorsanız yapmanız gerekenler basit: Titizlikle metni hazılayın ve özensiz bir görüntü vermeyin. Değerlendiren kişinin aklına takılabilecek soruları düşünerek CV’nizi yazın; role yönelik olarak özgeçmişinizi özelleştirin.

Tüm bunları yapsanız bile mülakata yine de davet edilemeyebilirsiniz ama en azından dikkate alınırsınız. Ciddiye alınacak CV’yi hazırlamak sizin elinizde.

Reklamlar

Arkadaşınızın Yöneticisi Olmamanız için 7 Neden

Teoride ne kadar eğlenceli ve kolay gözükse de bir arkadaşınızın yöneticisi olmak, profesyonel yaşamda karşılaşabileceğiniz en büyük güçlüklerden biridir. Başlangıçta düşünülenin aksine arkadaşlar arasındaki yönetici – çalışan ilişkisi çoğunlukla sıkıntı yaratır. İş ilişkileri sona erdiğinde bu konuma gelen çok az kişi dostluklarını korumayı başarabilir. Gelin görün ki başlangıçta kimse buna inanmak istemez.

İşe alım ya da atama ihtiyacının giderilmesi isteğiyle oluşabilecek sakıncalar görmezden gelinir. Çoğunlukla “sorun olursa konuşup hallederiz” diye düşünülür. Ancak evdeki hesap çarşıya uymaz.

İşte size bir arkadaşınızla çalışma ihtimaliniz olduğunda hemen sevinmemeniz için 7 neden:

1. Gizlilik: Yakın bir arkadaşınızdan sır saklamanız hiç gerekti mi? Arkadaşınızın yöneticisi olursanız her bilgiyi paylaşamayacağınızdan emin olabilirsiniz. Sizin bilebileceğiniz birçok bilginin kendisinden gizli kalması gerekecektir.

2. Yöneticilik farklı bir kimliktir: Dünyanın en iyi huylu, en tatlı yöneticisi olsanız bile her çalışan zaman zaman yöneticisi hakkında söylenmek ister. Şu ya da bu sebeple bu ihtiyaç ortaya çıkar. Özel ilişkinizle profesyonel ilişkinizi ayırt edebilecek misiniz?

3. Değerlendirme dönemleri: Bir yöneticinin işi çalışanının yaptığı işi değerlendirmek, yeri geldiğinde yapıcı şekilde eleştirmektir. Arkadaşlık ilişkisi içinde olduğunuz birini değerlendirmek hem sizin için hem de arkadaşınız için can sıkıcı bir durumdur.

4. Geribildirimler: İyi bir yönetici olmak istiyorsanız sağlıklı ve gerçekçi geribildirimler vermek zorundasınız. Aynı zamanda arkadaşınız olan çalışanınıza karşı açık ve dürüst olabilecek misiniz? Diyelim net bir şekilde yaklaştınız; ilişkiniz sizce nasıl etkilenecek?

5. Fuzuli bilgiler: Arkadaşınız / çalışanınız sabah arayıp hasta olduğunu ve işe gelemeyeceğini söyledi. Ancak siz arkadaşınızın önceki gece içkiyi fazla kaçırdığını bir vesilesiyle öğrendiniz. İşler de aksadı. Ne düşüneceksiniz?

6. Yüksek risk: Yöneticilik konumunda iseniz ve arkadaş çevreniz genişse bir gün bu noktaya gelebilirsiniz. Bir arkadaşınızın işe alımı konusunda karar vermeniz gerekirse ve ” aman işe alım sorunu çözülsün” diye olumlu düşünme eğiliminde olursanız yaşayabileceklerinizi yeniden düşünün. O role uygun başka biri olamaz mı? Aldığınız riske değer mi?

7. En kötü senaryo: Olabilecek en zor durumu düşünün; arkadaşınızın performansı yetersiz ve işini kaybetme riski var. Kendisine bunu söyleyebilecek misiniz? Diyelim söylediniz, bir iyileşme olmazsa ve mecbur kalırsanız işten çıkarma görüşmesini yapabilecek misiniz?

Profesyonel yaşamınız ve arkadaşlık ilişkiniz arasında bir seçim yapmak durumunda kalmak istemiyorsanız, en iyisi en baştan o yola hiç girmeyin. İşinizden ya da dostluğunuzdan ödün vermek gözünüzü korkutuyorsa kendinizi seçim yapmak zorunda bırakmayın.

Bir Mülakat Davetini Reddetmemeniz için 5 Neden

Yeni mezun olmuş biri ya da deneyimli bir yönetici de olsanız; mülakatlar sizin için her zaman fırsattır. Mevcut işinizden çok memnunsunuz veya yeni işinize daha dün başladınız; her durumda iş görüşmelerine katılmak, gelen istekleri geri çevirmemek, imkan bulduğunuzda mülakatlara katılmak size yarar sağlar.

İşte size profesyonel yaşamda karşılaştığınız görüşme davetlerini kabul etmeniz için 5 neden:

1.    En azından “antrenman” olur:

Bir işi ne kadar çok yaparsanız kendinizi o işte o kadar ustalaşmış ve rahat hissedersiniz. Ne kadar çok mülakata katılırsanız o kadar çok mülakat deneyiminiz olur. Arkadaşlarınızla, iş hayatındaki yakınlarınızla da “deneme görüşmeleri” yapabilirsiniz ancak hiçbiri gerçek hayattaki deneyimlerinizin yerini tutmaz.

2.    Geleceği düşünün:

An itibariyle iş değiştirmek gibi bir düşünceniz olmasa da geleceği düşünün. Şu an işinizde mutlu olsanız da 6 ay sonra ne durumda olacağınızı bilebilir misiniz? Bugün reddettiğiniz şirket yakın gelecekte potansiyel işvereniniz olabilir mi? Unutmayın, görüşmeniz olumlu geçerse en azından gelecekteki yöneticinizin radarına girmiş olursunuz.

3.    Özgeçmişiniz ile ilgili fikir edinin:

Görüşmenizi yapan kişinin sorularından CV’nizle ilgili eksiklikleri yakalamaya çalışın. CV’nizi okumasına rağmen karşınızdaki kişi hangi konuları anlamakta zorlandı? Mesleki olarak hangi noktada bulunmanız bekleniyor? Özgeçmişinizin işe yararlığını kontrol etmenin en iyi yollarından biri budur.

4.    Gidip bir göz atmakta fayda var:

Gidip insanlarla tanışmanızdan, çalışma ortamlarını görmenizden zarar gelmez. Katılacağınız mülakat en azından ilgili şirketi tanımanızı sağlar. Tanıyıp da beğenmezseniz yine sorun yok: Neyi istemediğinizi anladınız! İyi ya da kötü her deneyim, deneyimdir.

5.    Bilgi, beceri ve deneyimlerinizi satın:

İş hayatında ücretli çalışanların yaptıkları şey, bir bakıma, bilgi, beceri ve deneyimlerini en iyi çalışma koşullarını sağlayan şirketlere kiralamaktır. Bu yönden baktığımızda profesyonel yaşam içinde katıldığınız mülakatlar sizin için birer satış görüşmesidir. Piyasadaki “eder”inizi görmek açısından da mülakatlar sizin için fırsattır.

Bir İş Görüşmesine Hazırlanmanın 4 Adımı

İşe alımcılar çok sayıda adayla mülakat yaparlar, az sayıda mülakata hazırlanmış adayla karşılaşırlar. Bir çok profesyonel, aday oldukları rolleri, katılma ihtimalleri olan şirketleri araştırmadan görüşmelere gelir.

Katılacağınız mülakatta daha rahat hissetmenizi sağlayacak birkaç basit hazırlık yapabilirsiniz. İşte size 4 örnek:

1.    Aday olduğunuz rolü ve şirketi araştırın:

Benzer bir pozisyondan geliyor olsanız bile aday olduğunuz rolün ilgili şirketteki sorumluluklarını araştırmanızda yarar var. Söz konusu firma ve görev hakkında pek bir fikri olmayan adaylar mülakatlarda her zaman kötü görünür. Telefonla network’ünüzden ya da internet üzerinden biraz bilgi edinmek en fazla 15 dakikanızı alır.

2.    Gelebilecek sorulara hazırlanın:

Daha önceki mülakat deneyimlerinizi hatırlayın; görüşmenize vesile olacak pozisyonu düşünün. Ne tip sorular gelmişti? / Ne tip sorular gelebilir? Vereceğiniz cevapları düşünün. Gerekirse not alarak hazırlanın. Etkili cevaplar vermenin, kendinizi hazır hissetmenin bir adımı budur.

3.    Görev tanımını anlamaya çalışın:

İlgili pozisyona ilan yoluyla başvurduysanız ve ilanda bir görev tanımı metni yer alıyorsa işiniz kolay. İlan metninde yer alan bilgilerle deneyimlerinizi ve becerilerinizi kıyaslayın. Ne katkı sağlayabileceğinizi düşünün. Bunun farkında olmanız, cevaplarınızda yaratacağınız katma değeri ön plana çıkarmanızı kolaylaştırabilir.

4.    Mülakatın sonunda doğru soruları sorun:

İyi geçen bir mülakatın sonunda garip sorular yöneltip bir çuval inciri batırmak istemezsiniz. Görüşme sonunda “sorunuz var mı?” sorusuyla karşılaştığınızda kem küm etmemek ya da heyecanlanıp tuhaf sorular sormamak için mutlaka bir iki makul soru düşünün.

Mülakat performansınızı geliştirme yolunda ilk girişiminiz bu 4 adımı izlemek olabilir.

İlaç Sektöründe İnsan Kaynakları Uygulamalarının Son 10 yılı

Deneyimli iş adamlarından birinin zamanında söylediği gibi, bir yöneticinin yapabileceği en büyük hata yanlış kişiyi işe almak olsa gerek. Bu görüşe katılmamak mümkün değil. Son 10 yılda, rekabetin ve artan yetenekli çalışan ihtiyacının etkisiyle, ilaç sektörü bu sözün önemini daha iyi kavramış gibi görünüyor. Bugün işe alım yöntemlerinin 2000’lerin başındaki döneme göre daha ileride olduğunu söylemek mümkündür.

Dünya genelinde, Değerlendirme Merkezleri ve Yetkinlik Tabanlı Mülakatlar, İK profesyonelleri tarafından işe alım yöntemleri arasında en güvenilir bulunan yöntemlerdir. Bir çok şirket, özellikle kritik roller için, Değerlendirme Merkezi (Assessment Center) uygulamalarını standart hale getirdi. Yetkinlik Tabanlı Mülakat (Competency Based Interview) tekniği sektör genelinde, bir çok firma tarafından pozisyon ayırt etmeksizin kullanılan mülakat tekniği haline geldi. Bu yöntemlerin yaygın olarak kullanılması, sektörün sahip olduğu insan gücünün önümüzdeki yıllarda daha da nitelikli hale geleceği yönünde bir işarettir.

Sektördeki toplam çalışan sayısı önemli ölçüde artmıştır. Güncel bir araştırma olmamakla birlikte, İlaç Endüstrisi İşverenler Sendikası (İEİS) tarafından 2007 yılında yapılan bir çalışmaya[1] göre, ilaç profesyoneli sayısı 1997 – 2007 yılları arasında 15.146’dan 25.000’e çıkmış, %60’lık bir artış meydana gelmiştir. 2007 ile 2009 arasında büyüyen ilaç pazarının paralelinde personel sayısının benzer oranda arttığı söylenebilir. Bununla birlikte 18 Eylül 2009’da yayınlanan kararname sonrasında yaşanan sıkıntı paralelinde bir çok ilaç sektörü çalışanı işlerinden ayrılmak zorunda kalmıştır. Özellikle Tıbbi Satış Mümessilleri (TSM) meydana gelen tensikatlardan en çok etkilenen grup olmuştur. 2009 Eylül-2010 Haziran ayları arasında 3.000 ila 3.500 mümessilin işinden ayrılmak durumunda kaldığı tahmin edilmektedir. TSM’lerin yanısıra sektöre sözleşmeli iş gücü olarak destek veren, sayıları son 10 yılda binlerle ifade edilir hale gelen “kiralık” satış ekipleri son düzenlemelerden olumsuz yönde etkilenmiştir.

Öte yandan, Türk ilaç pazarına yeni katılan yabancı ilaç firmalarının da işe alım anlamında bir hareketlilik sağladığı gözlenmektedir. Mevcut ilaç şirketlerinden, bu firmalar tarafından yapılan transferler sonucunda bir çok yeni mezun ilaç endüstrisine katılma imkanı bulmuştur. Mevcut durumda, sözleşmeli olarak çalışanların da dahil edilmesiyle toplam ilaç profesyoneli sayısının 25.000 civarında olduğu söylenebilir.

Şirketler işe aldıkları yetenekli çalışanları işlerinde tutabilmek için kariyer yönetimi süreçlerini geliştirmek durumunda kalmışlardır. Çalışanlar arasında uygulanan derecelendirme (grading) sistemleri daha ileri noktalara ulaşmış, basamaklar arasındaki farklar daha belirgin ve motive edici hale getirilmiştir. Oluşturulan yetenek havuzu (talent pool) çalışmaları ile şirketler insan kaynağı anlamında önlerini görme, yetenekli çalışanlar da meslekdaşlarının bir adım önüne geçme şansını yakalamışlardır. Kariyer yönetimi uygulamaları dışında performans değerlendirme, ödüllendirme, yetenek çekme, elektronik insan kaynakları sistemleri gibi diğer İK alanları da gelişme olanağı elde etmiştir.

Ücretlendirme ve yan olanaklar açısından en önemli farklılık medikal fonksiyon çalışanlarında gözlenmektedir. Değişen sektör dinamiklerinin etkisiyle Medikal Müdürler / Medikal Danışmanlar 10 sene öncesine göre çok farklı bir noktadadır. 10 Sene önce biyoloji, eczacılık, kimya gibi farklı yaşam bilimlerinden mezun kişiler de Medikal Müdürlük yapabiliyordu. Oluşan sektörel ihtiyaçlar paralelinde, ilgili görev tanımının gelişmesi ile birlikte, sadece medikal doktorlar bu rolde görev alabilir hale gelmiştir. Artan medikal müdür gereksinimi karşısında sektöre katılan hekim sayısının sınırlı kalması sonucunda sektör, medikal birimlerinde önemli bir insan kaynağı sıkıntısı yaşamıştır. Bu yöndeki bozulan “arz-talep” dengesinin etkisiyle medikal müdür / medikal danışman ücretleri ve yan olanakları süratle değişmiştir. İlaç şirketleri arasında hızlanan transferlerin yarattığı ivme ile bugün medikal müdür maaşları ürün müdürlerinin önüne geçmiştir. Medikal müdürlere sağlanan yan olanaklar 10 sene öncesine göre çok daha ileri bir noktadadır. Örneğin 10 sene önce bu rolde görev yapan kişilere şirket aracı sağlanmazdı. Bugün bu role araç sağlanmaması düşünülemez bile.

Turnover’lar (çalışan değişim hızları) özellikle Medikal ve Pazarlama fonksiyonlarındaki rollerde yüksektir. Bu nedenle bu alanlarda sıklıkla arama süreçleri yürütülmesi kaçınılmazdır. Önümüzdeki yıllarda, medikal ve pazarlama görevlerinin yanısıra, yeni kurulan firmaların sağlayacağı dinamizmle, aşağıdaki görevlerde de işe alım çalışmalarının artacağı düşünülmektedir.

  • Ürün Güvenliği ve Ruhsatlandırma Uzmanları
  • Pazar Erişim Yöneticileri / Sağlık Ekonomisi Uzmanları
  • Satış Gücü Etkinliği Uzmanları

Önümüzdeki Dönem:

İlaç şirketleri, önümüzdeki dönemde en başta işe alımda titiz davranarak en iyileri seçecek, sonrasında performans yönetimi araçlarıyla çalışanlarının gelişimini planlayacak, eğitimlerle bu planları destekleyecek, ödüllendirme ve performans değerlendirme sistemleri ile hem iyi çalışanları şirkette tutacak hem de üstün performansı sürekli kılacak şirketler olacaktır.

İlaç sektörü çok hızlı gelişiyor. Üniversiteler bir taraftan mezun veriyor. Bununla birlikte, “yetenek” diyebileceğimiz adayların geliş hızı iş dünyasının büyüme hızıyla doğru orantılı değil. Bu bakımdan “iyi”leri almak ve tutmak İK fonksiyonları için gelecekteki en büyük mücadele olacaktır. İnsan Kaynağına en cok yatırım yapan, değer veren ilaç firmalarının hızlı büyüyen pazarlarda süratle yol alabileceğini söylemek kehanet sayılmaz. Unutmamak gerekir ki iyi oyun iyi oyuncuyla oynanır.


[1] İEİS / Sektörel Göstergeler / İstihdam : http://www.ieis.org.tr/asp_sayfalar/index.asp?sayfa=217&menuk=12

İşten Atılmak Üzere Olduğunuzu Gösteren 5 Alamet

Kriz olsun ya da olmasın her şirkette farklı sebeplerle işten çıkarmalar olur. Bir çok kişi türlü nedenlerle işinden uzaklaştırılır. Bununla beraber çok az çalışan başına gelecek durumun farkına varabilir.

İşte size “son gün”ünüzün yaklaştığını gösteren belirtilere 5 örnek:

1. Yaklaşım Değişir:

Yöneticiniz sizinle ilişkisinde daha mesafeli olmaya başlarsa, gelişmelerle ilgili bilgi vermek yerine yuvarlak laflarla konuları geçiştiriyorsa, eski sıcaklığı hissetmiyorsanız sizi “uyandıracak” ilk farklılık budur.

2. Bire bir görüşmeleriniz düzenli olarak erteleniyorsa:

Baş başa yediğiniz öğlen yemekleri, birlikte verdiğiniz sigara molaları, ayaküstü rutin sohbetleriniz, toplantılarınız ortadan kalkarsa bu da hayra alamet değildir. Yöneticinizin dikkatini çekmekte zorlanıyorsanız, gerçekten vakti mi yok, yoksa bilerek sizden uzak mı duruyor? Ayırt etmeye çalışın.

3. Birden detaylarla ilgilenmeye başlarsa:

Eskiden gündelik işlerinize pek karışmazken şimdi her ince ayrıntıyla ilgileniyor mu? İki üç ay önce oynama alanınızı siz belirliyordunuz ama şimdi görev tanımınız her gün hatırlatılıyor mu? İş akışınızla ilgili süpheci sorulara mı muhatap oluyorsunuz? Hata arandığını hissediyorsanız, yöneticiniz kendine bir “neden” hazırlıyor olabilir.

4. Gelecekle ilgili daha az konuşur hale geldiyseniz:

Yıl sonu hedeflerinizden, gelecekte neler yapacağınızdan daha az bahseder hale geldiyseniz, yıl içinde katılacağınız konferans-kongre-eğitim kayıtlarınız bir türlü yapılamıyorsa, planlama-bütçeleme faaliyetleri fikriniz alınmadan yürütülüyorsa bu da iyi bir işaret değildir.

5. “Haklısın” lafını çok fazla duymaya başladıysanız:

Daha önce yöneticiniz sizi ikna etmek için çaba sarfediyordu ama şimdi söylediğiniz her konuda sizi haklı buluyor. Tartışmaya girmekten kaçınıyor. Nedenini bir düşünün.

Tüm bunları yaşıyor olsanız bile, paniklemeden önce şunu hatırlayın: Bunlar sizin için sadece birer “uyarı” olabilir. Mümkün olan ilk fırsatta yöneticinizle formal bir toplantı ayarlayın. Oturup yüzyüze konuşun. Ayrılmak istemiyorsanız neyi daha iyi yapabileceğinizi sorun. Çok geç olmadan işleri yoluna koymaya bakın.

“Ayrılık” zorunlu hale gelirse çatışmaya girmeden, iyi bir şekilde ayrılmaya çalışın. Eski yöneticileriniz ileride “network”ünüz olacak. Eski iş ilişkilerinize her zaman ihtiyaç duyacağınızı unutmayın.

İşe Alınmama Gerekçenizin Sizden Gizlenmesinin 4 Nedeni

Basılı halde verilse de, elektronik ortamda iletilse de, red mektupları her zaman sevimsizdir. Mektuplarda işe alınmama bilgisi yer alır ama işe alınmama nedeniniz hiçbir zaman söylenmez. Reddedilme sebebiniz yuvarlak laflarla geçiştirilir. İşe alımcılar gerçekçi geribildirimler vermekten kaçınabilir. Peki ama neden?

İşte size aday olduğunuz rolü başkası aldığında size gerçeklerin anlatılmamasının 4 sebebi:

1. Sinirlenen ya da konuyu tartışmak isteyen adaylarla uğraşmayı istemezler:

Yılda binlerce mülakat yapan işe alımcıların çoğunun, reddedilince sinirlenip agresif hale gelen, durumu kabullenemeyip ürkütücü davranışlar sergileyen adaylarla ilgili bir anısı vardır. Sizin yaklaşımınızdan emin olamayacakları için riske girmek istemezler.

2. İşi alamamanızın makul bir nedeni olmayabilir:

İşe alımcılar da insandır. Özellikle deneyimsiz olanları, bezen subjektif nedenlerle adayları elerler. Bu durumda da yapabilecekleri bir açıklama yoktur. Acı ama gerçek.

3. İşe alım sürecinizi yürüten kişinin zamanı yoktur:

Çoğu işe alımcının tek işi işe alım değildir. İnsan kaynakları fonksiyonun farklı sorumluluklarıyla da ilgilenirler. Zamanları azdır. Tek işi işe alım olan İK’cılar ise aynı anda çok fazla rolü takip ederler; çok fazla mülakat yaparlar. Hal böyleyken kalan zamanlarının tamamını e-mail okuyup, yanıtlamak; online işe alım sitelerindeki ilanları yönetmek gibi rutin işler alır.

4. En iyi ikinci aday durumundasınızdır:

En beğenilen, işe alınacak aday bir başkası olsa bile, firma “hayır” diyerek sizi kaybetmek istemeyebilir. Birinci adayın teklifi kabul etmeme ya da işe başlayıp kısa bir süre sonra işten ayrılma riskine karşı “altın yedek” durumunda olabilirsiniz.

Bazen de nedeni söylerler ama siz inanmak istemezsiniz: “İyi bir aday olarak süreçte yol aldınız ancak farklı bir kişi, bazı yönleriyle sizin bir adım önünüzde yer aldı” cümlesi çoğunlukla doğru bir geribildirimdir. Bu cümleyi duyarsanız ciddiye almanızda yarar var.

Her şeye rağmen, kibar bir dille geri bildirim alma isteğinizi görüştüğünüz işe alım profesyoneline iletebilirsiniz. Karşınızdaki kişi iyi niyetli olduğunuzu, defansif yaklaşmadığınızı hissederse ana hatlarıyla durumu anlatıp gerçek nedeni anlamanıza yardımcı olabilir.