Tag Archives: saygı

Yöneticinizin Güvenini Kaybetmenin Garantili 6 Yolu

Uçan-Barışİş hayatında mutlu olabilmek için yöneticinizle iyi geçinmeniz gerekir. Yöneticinizle “iyi” olmak istiyorsanız, güvene dayalı bir ilişkiniz olmalı. Yaşamın her alanında olduğu gibi, iş dünyasında da güven duygusunu yaratmak zor, kaybetmek kolaydır.

İşte size yöneticinizin güvenini kaybetmek için sık sık tekrarlamanız gereken davranışlara 6 örnek:

1. Söz verin, sonra hiç oralı olmayın:

Profesyonel dünyada yöneticiniz, halledeceğinizi söylediğiniz işleri yapmanızı, sizden beklenen görevleri tamamlamanızı bekler. Şirketinizdeki görev tanımınız ve ayrıca ortaya çıkan gündelik sorumluluklarınız sizin oradaki varlık sebebinizdir. Görevlerinizi yerine getirmemeniz tabii ki sizle ilgili soru işaretleri doğurur.

2. Yöneticinizi bilgi akışı içinde tutmayın:

Süratle güven kaybetmek isterseniz, yöneticinize bilgisi olması gereken konularda bilgi vermeyin. Bilmesi gereken gelişmeleri sözlü ya da yazılı iletmeyin. Hatta sonra, bu konular ortaya çıkınca “sürpriiiiz” diye neşe içinde sevinç gösterisi yapın. Tepkisini izlemek benzersiz bir deneyim olabilir.

3. Tahminler yürütün:

Yöneticiniz sizden bir konuyu araştırmanızı, ilgili bilgilere ve bulgulara ulaşmanızı rica etsin. Siz de oturun hiçbir şeyi incelemeden tahminlerde bulunun, “forecast yaptım” deyin. Bakalım ne olacak?

4. Hatalarınızla ilgili sorumluluk almayın:

Görevi, deneyimi ne olursa olsun, istisnasız herkes hata yapar. Kaçınılmaz olarak siz de hatalar yapacaksınız. Yöneticiniz de aklı başında bir insansa bu gerçeği kabul edecektir. Problem hatalarınızı kabul etmediğiniz, farklı sebeplere yansıttığınız noktada başlar. “Şöyle oldu, böyle oldu, öyle olmasa farklı olurdu…” falan. Bırakın… Aynı yanlışları tekrarlamamak için öğrenmelisiniz; öğrenebilmek için de hatalarınızı kabul etmelisiniz.

5. Ne yöne hareket edeceğiniz belli olmasın:

Başarıyla tamamlanan her işin sağladığı bütün prestiji üstünüze almaya çalışın. Ya da süreçler başarısızlıkla bittiğinde umursamayın. Hatta eğriyi doğruyu söylemediğiniz halde “ben söylemiştim” diye üste çıkın. Araba devrildikten sonra yol gösterin. Keyif sizin değil mi?

6. Yöneticinizin arkasından konuşun:

İyi yöneticiler kendileriyle ilgili eleştirilerinizi söylemenizi isterler. Siz de söyleyin. Söyleyin ama arkasından değil, yüzüne söyleyin. Düzgün bir üslupla anlatırsanız sizi dinleyecektir. Tersi durum, yani olumsuz görüşlerinizi yaymanız, oluşturacağınız virütik etki nedeniyle ilişkinizi geri dönülmez noktaya getirebilir.

Her yönetici, gözü arkada kalmadan dönüp gidebileceği, güvenebileceği kişilerle çalışmayı ister. Performansınız ışık hızıyla yükselmese de, ekipteki en “yıldız” oyuncu olmasanız da güvenilir bir çalışan olmanız, vazgeçilmez hale gelmenizi sağlayabilir.

 

Reklamlar

İK’cılardan Pek Hazzedilmemesinin 5 Nedeni

I-love-HRİnsan Kaynakları bölümlerine her şirketin, her çalışanın ihtiyacı var.

İş gücünü sağlıklı bir şekilde yönetmek her zamankinden daha önemli hale geldi. Doğru çalışanı işe almak, olumlu performans göstereni işte tutmak ve bir adım ileriye taşıyabilmek için İK stratejik önemi yüksek bir fonksiyon.

Peki iş yaşamında en popüler çalışma arkadaşları İK’cılar mıdır? Genellikle hayır. Acaba neden?

İşte size İK’cılardan pek hazzedilmemesinin 5 Nedeni:

1. “Yönetimin sesi” durumundaki İK’cılar:

Kurumsal yaşamın getirdiği kudrete kendini kaptırıp aslında kendisinin de bir “çalışan” olduğunu unutan İK’cılar; inanın üst yönetimler için de sevimli değilsiniz. Geçici olarak elde ettiğiniz güce kendinizi kaptırmayın. Sahip olduğunuz ayrıcalıklara sahip olmanızı işiniz gerektiriyor.

2. Bürokrasi odaklılık:

En önemsiz konular için talep formları yaratmayı, her şeyi politika ve prosedürlere bağlamayı , gereksiz kurallar yaratıp uygulanmaları için baskı yapmayı, “şirket polisliği”ni İnsan Kaynakları zanneden, insandan çok kırtasiyeye ilgi duyan İK’cılar, kimseye olmadığı gibi kendinize de bir faydanız yok.

3. Sayılardan kopuk dünya:

Analitik düşünme becerileri zayıf, rakamlardan uzak, “hesap-kitap” bilmeyen, bütçe yönetiminin, karlılığın önemini anlayamamış, hayali bir yetkinlikler aleminde yaşayan İK’cılar ayağınızı yere basın. Çünkü her işinin ucunda rakamlar var ve rakamlardan uzak görüntünüz iş arkadaşlarınızı rahatsız ediyor.

4. “İş”ten uzak / “iş”i kavrayamayan bir bakış açısı:

Bir İK’cıysanız ilaç sektöründe çalışıyorsanız “eczane”yi, perakendede çalışıyorsanız “mağaza”yı, bankacılıkta çalışıyorsanız “şube”yi anlamak zorundasınız. İçinde yer aldığınız sektördeki işin ne olduğu hakkında fikriniz yoksa ne çalışanlarla ilişki geliştirebilirsiniz ne de yarattığınız uygulamaların etkisini anlayabilirsiniz. İK’cıysanız yapılan işe, kullanılan jargona, içinde bulunduğunuz sektöre yakın durun.

5. Çalışandan uzak “İK Getto”ları:

İnsan Kaynakları doğası gereği bir çok süreci gizli yürüten bir fonksiyon. İK’cıların bazıları çalışanla samimi olup ipin ucunu kaçırmak endişesiyle çalışana mesafeli durur. Bu da kendi ekipleri içinde “getto”laşmalarına yol açar. Zamanla çalışanlar da onlardan uzak durmayı tercih eder. Diyaloğun olmadığı yerde eninde sonunda sıkıntı olur.

Çalışanların, şirket yönetimlerinin saygı duyduğu bir iş ortağı haline gelmek; sadece sayılan değil sevilen, güven duyulan bir iş birimi olabilmek; İK’yı stratejik bir fonksiyon haline getirmek bugünün İnsan Kaynakları profesyonellerine bağlı. Bunu başarabilenler yetenekli gençlerin de bu yönde önünü açacaktır. İK camiası olarak İK’nın geleceği bizim elimizde…