Category Archives: iş arkadaşları

Yöneticinizden Hoşlanmadığınızı Gösteren 4 Alâmet

dislikeİnsanlar yöneticileriyle birlikte çalışmaktan mutlu olduklarında, genellikle bunun farkındadırlar. Derler ki “iyi ki onunlayım”. Bilirler ki motivasyonlarının bir kısmı “bir üst”lerinden kaynaklı. Mutsuz çalışanlar ise memnuniyetsizliklerinin kaynağının yöneticileri olduğunu anlamakta bazen zorlanır. Her sabah ayakları ofise doğru geri geri gider yine de teşhisi koymakta gecikirler.

İşte size müdürünüzden pek hoşlanmadığınızı gösteren 4 belirti:

Yöneticiniz tatilde ya da seyahatte iken ofiste daha iyi hissediyorsanız:

Etraftayken size müdahale eden, sorular soran, sizden iş isteyen, ister istemez bazen sizde stres yaratan kişinin, arada bir dışarıda olmasından az da olsa memnun olmanız normaldir. Öte yandan ofiste memnun olduğunuz zamanların sadece müdürünüzün olmadığı zamanlar olması çok ama çok anormaldir. İşinizde mutlu hissettiğinizde müdürünüz oralarda mı bir dikkat edin bakalım.

Bir şeyi aktarmak zorunda olduğunuzda dahi konuşmaktan kaçınıyorsanız:

Kritik konular olduğunda bile diyaloğa girmekten kaçındığınızı, konuşmayı ertelediğinizi farkettiğiniz oluyor mu? İnsanın çalıştığı kişiyle arası soğuduğunda en belirgin davranış değişikliği budur. Yöneticinizle konuşmak istemezsiniz. Bu tutumun sonucu, haliyle, iletişimin zayıflaması, iş akışlarında karar alınamaması, ilişkinin dönülmez noktaya doğru ilerlemesi olacaktır. Sizce iletişiminiz ne durumda?

Bulunduğunuz toplantılara, sohbetlere yöneticinizin dahil olmasından rahatsız oluyorsanız:

Bir toplantının ya da iş arkadaşlarınızla geçireceğiniz bir gecenin katılımcıları arasında veya herhangi bir e-mail grubunda bağlı bulunduğunuz kişinin ismini gördüğünüzde kötü hissediyorsanız bu hayra alâmet değildir. Bazen tabii ki insiyatif almak, özgürce hareket etmek, uzaklaşmak isteyebilirsiniz. Yine de içinde yer aldığı konularda ismiyle karşılaşınca yıkılıyorsanız, depresyon hissine kapılıyorsanız bu sizce normal bir durum mu?

Yaptığı her şey gözünüze batıyorsa:

Birine sinir olduğunuzda, karşınızdaki kişinin sıradan davranışları bile sizi rahatsız eder hale gelebilir. Toplantıda kahvesini içerken çıkardığı ses, ofiste ortalıkta yaptığı özel konuşmalar ve daha bir çok şey gözünüze batar. Dersiniz ki “bu niye böyle?”. Söz konusu rahatsızlığınız arada sırada oluyorsa sorun yok. Fakat birine her daim sinir olduğunuzu düşünsenize. O iş hayatı çekilir mi? O iş ilişkisi devam edebilir mi?

Yöneticinizden hoşlanmadığınızı düşünmeye başladığınız ve bu duygunuzdan emin olduğunuz noktada oturup bir muhasebe yapmalısınız. Hoşlanmadığınız tam olarak ne? Yöneticinizin sizi rahatsız eden yönlerini değiştirmek için bir şey yapabilir misiniz? Bu durum geçici olabilir mi? Yapamayacağınızı düşünüyorsanız bu durumun içinde yaşayabilir misiniz? Kendinize bu soruları sorun.

Yöneticiniz iş hayatınızın o kadar önemli bir parçası ki iş ararken deneyimli biriyseniz, çalışacağınız şirket ya da görev tanımından çok, yöneticinizi seçiyorsunuz. Deneyimsiz biriyseniz girdiğiniz işteki “devamlılık” kararınızı yöneticiniz belirliyor. İş yaşamınızda birlilikte yol aldığınız, size yol gösteren, “deniz feneri” konumundaki kişiyle mesut bir ilişkiniz var mı emin olun. Varsa şükredin çünkü herkes sizin kadar şanslı değil. Yoksa aksiyon alın çünkü şairin dediği gibi “hayat kısa, kuşlar uçuyor”…

Reklamlar

İK’cılardan Pek Hazzedilmemesinin 5 Nedeni

I-love-HRİnsan Kaynakları bölümlerine her şirketin, her çalışanın ihtiyacı var.

İş gücünü sağlıklı bir şekilde yönetmek her zamankinden daha önemli hale geldi. Doğru çalışanı işe almak, olumlu performans göstereni işte tutmak ve bir adım ileriye taşıyabilmek için İK stratejik önemi yüksek bir fonksiyon.

Peki iş yaşamında en popüler çalışma arkadaşları İK’cılar mıdır? Genellikle hayır. Acaba neden?

İşte size İK’cılardan pek hazzedilmemesinin 5 Nedeni:

1. “Yönetimin sesi” durumundaki İK’cılar:

Kurumsal yaşamın getirdiği kudrete kendini kaptırıp aslında kendisinin de bir “çalışan” olduğunu unutan İK’cılar; inanın üst yönetimler için de sevimli değilsiniz. Geçici olarak elde ettiğiniz güce kendinizi kaptırmayın. Sahip olduğunuz ayrıcalıklara sahip olmanızı işiniz gerektiriyor.

2. Bürokrasi odaklılık:

En önemsiz konular için talep formları yaratmayı, her şeyi politika ve prosedürlere bağlamayı , gereksiz kurallar yaratıp uygulanmaları için baskı yapmayı, “şirket polisliği”ni İnsan Kaynakları zanneden, insandan çok kırtasiyeye ilgi duyan İK’cılar, kimseye olmadığı gibi kendinize de bir faydanız yok.

3. Sayılardan kopuk dünya:

Analitik düşünme becerileri zayıf, rakamlardan uzak, “hesap-kitap” bilmeyen, bütçe yönetiminin, karlılığın önemini anlayamamış, hayali bir yetkinlikler aleminde yaşayan İK’cılar ayağınızı yere basın. Çünkü her işinin ucunda rakamlar var ve rakamlardan uzak görüntünüz iş arkadaşlarınızı rahatsız ediyor.

4. “İş”ten uzak / “iş”i kavrayamayan bir bakış açısı:

Bir İK’cıysanız ilaç sektöründe çalışıyorsanız “eczane”yi, perakendede çalışıyorsanız “mağaza”yı, bankacılıkta çalışıyorsanız “şube”yi anlamak zorundasınız. İçinde yer aldığınız sektördeki işin ne olduğu hakkında fikriniz yoksa ne çalışanlarla ilişki geliştirebilirsiniz ne de yarattığınız uygulamaların etkisini anlayabilirsiniz. İK’cıysanız yapılan işe, kullanılan jargona, içinde bulunduğunuz sektöre yakın durun.

5. Çalışandan uzak “İK Getto”ları:

İnsan Kaynakları doğası gereği bir çok süreci gizli yürüten bir fonksiyon. İK’cıların bazıları çalışanla samimi olup ipin ucunu kaçırmak endişesiyle çalışana mesafeli durur. Bu da kendi ekipleri içinde “getto”laşmalarına yol açar. Zamanla çalışanlar da onlardan uzak durmayı tercih eder. Diyaloğun olmadığı yerde eninde sonunda sıkıntı olur.

Çalışanların, şirket yönetimlerinin saygı duyduğu bir iş ortağı haline gelmek; sadece sayılan değil sevilen, güven duyulan bir iş birimi olabilmek; İK’yı stratejik bir fonksiyon haline getirmek bugünün İnsan Kaynakları profesyonellerine bağlı. Bunu başarabilenler yetenekli gençlerin de bu yönde önünü açacaktır. İK camiası olarak İK’nın geleceği bizim elimizde…

Arkadaşınızın Yöneticisi Olmamanız için 7 Neden

Teoride ne kadar eğlenceli ve kolay gözükse de bir arkadaşınızın yöneticisi olmak, profesyonel yaşamda karşılaşabileceğiniz en büyük güçlüklerden biridir. Başlangıçta düşünülenin aksine arkadaşlar arasındaki yönetici – çalışan ilişkisi çoğunlukla sıkıntı yaratır. İş ilişkileri sona erdiğinde bu konuma gelen çok az kişi dostluklarını korumayı başarabilir. Gelin görün ki başlangıçta kimse buna inanmak istemez.

İşe alım ya da atama ihtiyacının giderilmesi isteğiyle oluşabilecek sakıncalar görmezden gelinir. Çoğunlukla “sorun olursa konuşup hallederiz” diye düşünülür. Ancak evdeki hesap çarşıya uymaz.

İşte size bir arkadaşınızla çalışma ihtimaliniz olduğunda hemen sevinmemeniz için 7 neden:

1. Gizlilik: Yakın bir arkadaşınızdan sır saklamanız hiç gerekti mi? Arkadaşınızın yöneticisi olursanız her bilgiyi paylaşamayacağınızdan emin olabilirsiniz. Sizin bilebileceğiniz birçok bilginin kendisinden gizli kalması gerekecektir.

2. Yöneticilik farklı bir kimliktir: Dünyanın en iyi huylu, en tatlı yöneticisi olsanız bile her çalışan zaman zaman yöneticisi hakkında söylenmek ister. Şu ya da bu sebeple bu ihtiyaç ortaya çıkar. Özel ilişkinizle profesyonel ilişkinizi ayırt edebilecek misiniz?

3. Değerlendirme dönemleri: Bir yöneticinin işi çalışanının yaptığı işi değerlendirmek, yeri geldiğinde yapıcı şekilde eleştirmektir. Arkadaşlık ilişkisi içinde olduğunuz birini değerlendirmek hem sizin için hem de arkadaşınız için can sıkıcı bir durumdur.

4. Geribildirimler: İyi bir yönetici olmak istiyorsanız sağlıklı ve gerçekçi geribildirimler vermek zorundasınız. Aynı zamanda arkadaşınız olan çalışanınıza karşı açık ve dürüst olabilecek misiniz? Diyelim net bir şekilde yaklaştınız; ilişkiniz sizce nasıl etkilenecek?

5. Fuzuli bilgiler: Arkadaşınız / çalışanınız sabah arayıp hasta olduğunu ve işe gelemeyeceğini söyledi. Ancak siz arkadaşınızın önceki gece içkiyi fazla kaçırdığını bir vesilesiyle öğrendiniz. İşler de aksadı. Ne düşüneceksiniz?

6. Yüksek risk: Yöneticilik konumunda iseniz ve arkadaş çevreniz genişse bir gün bu noktaya gelebilirsiniz. Bir arkadaşınızın işe alımı konusunda karar vermeniz gerekirse ve ” aman işe alım sorunu çözülsün” diye olumlu düşünme eğiliminde olursanız yaşayabileceklerinizi yeniden düşünün. O role uygun başka biri olamaz mı? Aldığınız riske değer mi?

7. En kötü senaryo: Olabilecek en zor durumu düşünün; arkadaşınızın performansı yetersiz ve işini kaybetme riski var. Kendisine bunu söyleyebilecek misiniz? Diyelim söylediniz, bir iyileşme olmazsa ve mecbur kalırsanız işten çıkarma görüşmesini yapabilecek misiniz?

Profesyonel yaşamınız ve arkadaşlık ilişkiniz arasında bir seçim yapmak durumunda kalmak istemiyorsanız, en iyisi en baştan o yola hiç girmeyin. İşinizden ya da dostluğunuzdan ödün vermek gözünüzü korkutuyorsa kendinizi seçim yapmak zorunda bırakmayın.

Ofiste Güvenilirliğinizi Kaybetmenin Garantili 9 Yolu (%100 çalışıyor)

Ofiste Güvenilirliğinizi Kaybetmenin Garantili 9 Yolu (%100 çalışıyor)
Bir işte başarılı olabilmeniz için o işte mutlu olmanız gerekir. İşinizde mutlu olmanın yolu ise çalışma arkadaşlarınızla iyi ilişkiler kurmanıza bağlıdır. İş arkadaşlarınızla sürdürülebilir ilişkilere sahip olmak için ise güvenilir biri olmak zorundasınız.
İnsanlar gözleri arkada kalmadan size sırtlarını dönüp gidebilmeli. Peki, güvenilir biri olmanın yöntemi nedir? Madalyonun öbür yüzünü görmek doğru yolu bulmamızda yardımcı olabilir. İşte size ofisinizdeki güvenilirliğinizi kaybetme yolunda 10 adım:
1.    Bol keseden söz verin, sonra arkanızı dönüp gidin:
Yapılan işlere destek olacağınıza, gerektiğinde işin ucundan tutacağınıza dair sözler verin. Sonra en kritik, hassas süreçlerde ortadan kaybolun. Çalışma arkadaşınız ihanete uğradığını düşünebilir. Ama her şeyin sorumlusu siz misiniz? Boşverin!
2.    Kepçeyle vaatlerde bulunun, sonra kaşığın ucuyla yerine getirin:
İş arkadaşlarınızın güvenini kaybetmenin en etkili yollarından biri budur. Yapacaklarınız, yapabilecekleriniz ile ilgili habire atın tutun, mangalda kül bırakmayın. İnsanlar sizinle birlikte havaya girsinler; ayakları yerden kesilsin. Sonra tepetaklak düşebilirler. Olur bazen öyle.
3.    Telefon mesajlarınızı yanıtsız bırakın:
Arkadaşlarınıza “benim için hiç bir önemin yok” masajını vermenin yöntemi budur. Kimseyi geri aramayın. Çok meşgulsünüz, vaktiniz yok ya da telefonunuzun şarjı bitti. Amaaan, kim uğraşacak telefonla?
4.    E-mail’lerinizi cevaplamayın:
Günümüz teknolojisi her yerden e-mail’lerinize erişim imkanı veriyor. Bu yönde de farklılığınızı göstermelisiniz. İnsanlar yazdıklarıyla kalsın. E-mail’ler yanıtsız kalsın, hatta okunmamış (unread) olarak dursun.
5.    Övgüler yağdırın
Takdir ederken seçici davranmayı bırakın. Her iş şahane, herkes mükemmel olsun. Sözünüzün değeri 0’a insin.
6.    Başkalarının başarılarını sahiplenin
İçinizden manevi destek vermiş olabilirsiniz. Bu da sizi o işe ortak yapar. Hem belki fark etmezler, kim bilir?
7.    Hatanızı kabul etmeyin:
Yanlışlarınız olduğunda sorumluluğunuzu reddedin. İlgili gerçekleri itiraf etmek güvenilirliğinizi artırabilir ama siz geri adım atmazsınız. Tarzınız değil, değil mi?
8.    İki yüzlü olun:
Söylediklerinizle yaptıklarınız arasındaki değişkenlik saniyelerle ölçülebilsin. Söz ağızdan çıkar uçar gider. Kimse sizi gerçekten tanıyamasın.
9.    İnsanları kandırın:
Güven duygusunu kaybettirmenin en garantili yolu budur. En iyi niyetli yalanlar, manipülasyonlar bile hakkınızda kuşku uyandırır.
Güvenilirliğinizi korumak istiyorsanız, istisnasız her zaman gerçekçi ve dürüst yaklaşıma daha yakın durun. İletişim becerinizi daha ileri noktalara taşımanızın, arkadaşlarınızla sürdürülebilir, verimli ilişkiler kurmanızın temeli “sağlam” biri olmanızdır. En zor koşullarda bile güvenilirliğinizden ödün vermemeye çalışın.

İş Arkadaşlarınızı Çileden Çıkarmanın 33 Yolu

İş Arkadaşlarınızı Çileden Çıkarmanın 33 Yolu
Çalışma arkadaşlarınızı ailenizden, eşinizden, en yakınlarınızdan bile daha fazla görüyorsunuz. İşin ilginç tarafı, birlikte verimli çalışmak ve ister istemez iyi geçinmek durumunda olduğunuz bu insanları seçme şansınız yok.


Bazen iş arkadaşlarımızla birlikte yol almak ciddi bir sorun haline gelir. Bu sorunlar çoğunlukla günlük iş akışımız içindeki ufak tefek şeylerden kaynaklanır. Can sıkıcı davranışların farkında olmanız, bunlardan kaçınmanız; birlikte görev yaptığınız kişilerle sürdürülebilir ilişki yürütmenizi sağlayabilir.

İşte size bu davranışlara 33 örnek:
1.    Masanızı dağınık bırakın, kedi yavrusunu kaybetse bulamasın,
2.    Yöneticinize sürekli yağ çekin, o bile sıkılsın,
3.    Mütemadiyen her şeyden şikayet edin,
4.    Herkes hakkında dedikodu yapın, ileri-geri konuşun,
5.    Her e-mail’i reply all / tümünü yanıtla seçeneğini kullanarak yanıtlayın,
6.    Politik ya da dini konularda ateşli tartışmalar başlatın,
7.    Fütursuzca açık saçık fıkralar anlatın,
8.    Argo dil kullanımının en ağır örneklerini sergileyin,
9.    Junk e-mail’leri herkese forward edin,
10.Yüksek ses çıkartarak (cak cak cak diye) sakız çiğneyin,
11.Otoparkta özellikle arkadaşlarınızın yerlerine park edin,
12.Cep telefonunuzu kullanarak yüksek sesle kişisel konuları ortalıkta konuşun,
13.İşe giderken baygınlık verici kokular sürmekten çekinmeyin,
14.Başarılarınız yere göğe sığmasın, self-marketing’i abartın,
15.Başınıza gelen talihsizlikleri her fırsatta anlatın,
16.Ödünç aldığınız şeyleri geri vermeyin,
17.İzin almadan insanların yiyeceklerini alın, yerlerine ambalajlarını bırakın,
18.Telefonunuzda garip telesekreter mesajları bırakın,
19.Bir iş arkadaşınız bir şey mi okuyor, arkasına geçip ne okuduğuna bir göz atın,
20.Başkalarının başarılarını siz üstlenin, ne de olsa moral destek verdiniz (!),
21.Masadan masaya sohbet edin,
22.Ofisinizdeki mutfağı, kafeteryayı dağınık bırakın,
23.Kalemlerinizle, ellerinizle tempo tutun, masanızı kifayetsiz bir bateriye dönüştürün,
24.Ayakkabınıza metal parçalar ekletin ki ofiste yürüdüğünüzde herkes sizin geldiğinizi anlasın,
25.Her toplantıya geç kalın, biraz bekleseler de olur,
26.Cep telefonunuzda olabilecek en rahatsız edici zil sesinini kullanın,
27.İhtiyaç olduğunda kimse sizi bulamasın, ofiste oradan oraya dolanın,
28.Sürekli yüksek sesle müzik dinleyin,
29.Sağlık sorunlarınızı en ince detayına girerek anlatın,
30.Cep telefonunuzla tuvalette konuşun,
31.Habire yalan söyleyip, “aa ben yanlış anlamışım” diye toparlamaya çalışın,
32.Koridorlarda ıslık çalarak dolaşın,
33.Zevzeklik yapın, önünüze gelene “nasılız, eğleniyor muyuz?” diye sorun.

İşinizde “Diğerleri” ile İyi Geçinmenin 10 Yolu



İşinizde “Diğerleri” ile İyi Geçinmenin 10 Yolu



Çalışma arkadaşlarınızla eşinizden, arkadaşlarınızdan, ailenizden çok daha fazla vakit geçiriyorsunuz. Bununla beraber, bu kişilerin neredeyse hiçbirini seçme şansınız yok. Farklı deneyimlere, yaş gruplarına, ilgi alanlarına sahip olduğunuz bu insanlarla birlikte görev yapmak, olumlu iş sonuçları üretmek zorundasınız.
İş dünyasında, bir ekibin içinde “işlerin yapılmasını sağlama” giderek daha da fazla ödüllendirilen bir beceri haline geldi. Bu paralelde, performans yönetimi sistemlerinde dış müşterilerimizle, çalışma arkadaşlarımızla ve yöneticilerimizle nasıl yol aldığımız, hangi iş sonuçlarını meydana getirdiğimiz değerlendirilir.
İşte size çalışma arkadaşlarınızla iyi geçinmenizde yardımcı olacak 10 tavsiye:
1.    Bir arkadaşınız size bir şey anlatıyorsa o anda, o kişi için orada olun. Siz birine bir şey anlatırken karşınızdaki kişinin yüzünüze bakmaksızın bilgisayarının klavyesinde bir şeyler yazmaya devam ettiğini ya da önündeki dökümanı okumaya devam ettiğini düşünün. Rahatsız edici değil mi? Siz bu hataya düşmeyin.
2.    Aktif dinleyin. İş yaşamında karşılaştığımız herkes kendini çok iyi ifade edemez. Bazılarının ne demek istediğini anlayabilmek için daha dikkatli dinlemek gerekir. Bu kişilerle iletişim halindeyken sabırlı olun; sözlerini kesmeyin, yaptıkları ufak hataları düzeltmeyin.
3.    Laf olsun diye değil samimi ilgi gösterin. Karşınızdaki masadaki çalışma arkadaşınızın hayatınızdaki en iyi arkadaşınız olması gerekmiyor. Bununla beraber bu arkadaşınıza arada “hafta sonu nasıl geçti?” diye sormanız, bir kaç dakikalığına da olsa içtenlikle ilgi göstermeniz size bir şey kaybettirmez. Kurduğunuz sıcaklığın faydasını göreceksiniz.
4.    İyi niyetinizi koruyun. İnsanların büyük çoğunluğu işlerini iyi yapmaya çalışır. Arkadaşınızın yetersiz, beceriksiz yanlış yönlendirilmiş olduğunu düşünmeden önce, o anda doğru şey yaptığına inanıyor olabileceğini göz önünde bulundurun.
5.    Başarıyı paylaşın. Ortada bir başarı varsa ve bu başarı ile ilgili fikir, uygulama size ait bile olsa başarınızı paylaşın. Gerçekten durum tamamen sizin eseriniz mi yoksa katkısı olan çalışma arkadaşlarınız oldu mu?
6.    Bazen yanılıyor olabilirsiniz. Bu ihtimali hiçbir zaman unutmayın. Hepimizin başına gelir. Her durumda aksi yönde diretmek ilişkilerinizde sizi zor durumda bırakır.
7.    Güvenilir olun. Bir raporu, bir dökümanı Perşembe günü vereceğinizi söylüyorsanız Perşembe günü verin. Verdiğiniz sözleri tutmanız, güvenilir bir çalışan olmanız sadece sizi iyi göstermez aynı zamanda bulaşıcıdır. Yapıcı bir iş ortamı yaratma yönünde iş yerinde güvenilir olmak çok önemlidir.
8.    Birini takdir ederseniz bunu gösterin. Bir arkadaşınızdan bir şey istediğinizde, istediğiniz şey çok küçük bir şey veya kendisinin rutin bir görevi bile olsa mutlaka teşekkür edin. Medeni bir çalışma atmosferini sağlamanın en basit kurallarından biri budur.
9.    Diğerleri ile açık, direkt, saygılı, ilgili ve olumlu tutum sergileyerek konuşun. Bu davranışınız arkadaşlarınıza size aynı şekilde davranmak yönünde ilham verebilir.
10. Son olarak, işinizde herkesi sevmeyi beklemeyin. Diğer taraftan herkesin de sizi sevmesini beklemeyin. Mutlaka bazılarıyla daha iyi geçinecek bazılarıyla daha zor ilişki kuracaksınız. Hoşgörülü, sabırlı, anlayışlı olmaya çalışın. Bazen sadece işlerin yapılmasını sağlamak yeterli olacaktır.