Category Archives: iletişim

Yöneticinizden Hoşlanmadığınızı Gösteren 4 Alâmet

dislikeİnsanlar yöneticileriyle birlikte çalışmaktan mutlu olduklarında, genellikle bunun farkındadırlar. Derler ki “iyi ki onunlayım”. Bilirler ki motivasyonlarının bir kısmı “bir üst”lerinden kaynaklı. Mutsuz çalışanlar ise memnuniyetsizliklerinin kaynağının yöneticileri olduğunu anlamakta bazen zorlanır. Her sabah ayakları ofise doğru geri geri gider yine de teşhisi koymakta gecikirler.

İşte size müdürünüzden pek hoşlanmadığınızı gösteren 4 belirti:

Yöneticiniz tatilde ya da seyahatte iken ofiste daha iyi hissediyorsanız:

Etraftayken size müdahale eden, sorular soran, sizden iş isteyen, ister istemez bazen sizde stres yaratan kişinin, arada bir dışarıda olmasından az da olsa memnun olmanız normaldir. Öte yandan ofiste memnun olduğunuz zamanların sadece müdürünüzün olmadığı zamanlar olması çok ama çok anormaldir. İşinizde mutlu hissettiğinizde müdürünüz oralarda mı bir dikkat edin bakalım.

Bir şeyi aktarmak zorunda olduğunuzda dahi konuşmaktan kaçınıyorsanız:

Kritik konular olduğunda bile diyaloğa girmekten kaçındığınızı, konuşmayı ertelediğinizi farkettiğiniz oluyor mu? İnsanın çalıştığı kişiyle arası soğuduğunda en belirgin davranış değişikliği budur. Yöneticinizle konuşmak istemezsiniz. Bu tutumun sonucu, haliyle, iletişimin zayıflaması, iş akışlarında karar alınamaması, ilişkinin dönülmez noktaya doğru ilerlemesi olacaktır. Sizce iletişiminiz ne durumda?

Bulunduğunuz toplantılara, sohbetlere yöneticinizin dahil olmasından rahatsız oluyorsanız:

Bir toplantının ya da iş arkadaşlarınızla geçireceğiniz bir gecenin katılımcıları arasında veya herhangi bir e-mail grubunda bağlı bulunduğunuz kişinin ismini gördüğünüzde kötü hissediyorsanız bu hayra alâmet değildir. Bazen tabii ki insiyatif almak, özgürce hareket etmek, uzaklaşmak isteyebilirsiniz. Yine de içinde yer aldığı konularda ismiyle karşılaşınca yıkılıyorsanız, depresyon hissine kapılıyorsanız bu sizce normal bir durum mu?

Yaptığı her şey gözünüze batıyorsa:

Birine sinir olduğunuzda, karşınızdaki kişinin sıradan davranışları bile sizi rahatsız eder hale gelebilir. Toplantıda kahvesini içerken çıkardığı ses, ofiste ortalıkta yaptığı özel konuşmalar ve daha bir çok şey gözünüze batar. Dersiniz ki “bu niye böyle?”. Söz konusu rahatsızlığınız arada sırada oluyorsa sorun yok. Fakat birine her daim sinir olduğunuzu düşünsenize. O iş hayatı çekilir mi? O iş ilişkisi devam edebilir mi?

Yöneticinizden hoşlanmadığınızı düşünmeye başladığınız ve bu duygunuzdan emin olduğunuz noktada oturup bir muhasebe yapmalısınız. Hoşlanmadığınız tam olarak ne? Yöneticinizin sizi rahatsız eden yönlerini değiştirmek için bir şey yapabilir misiniz? Bu durum geçici olabilir mi? Yapamayacağınızı düşünüyorsanız bu durumun içinde yaşayabilir misiniz? Kendinize bu soruları sorun.

Yöneticiniz iş hayatınızın o kadar önemli bir parçası ki iş ararken deneyimli biriyseniz, çalışacağınız şirket ya da görev tanımından çok, yöneticinizi seçiyorsunuz. Deneyimsiz biriyseniz girdiğiniz işteki “devamlılık” kararınızı yöneticiniz belirliyor. İş yaşamınızda birlilikte yol aldığınız, size yol gösteren, “deniz feneri” konumundaki kişiyle mesut bir ilişkiniz var mı emin olun. Varsa şükredin çünkü herkes sizin kadar şanslı değil. Yoksa aksiyon alın çünkü şairin dediği gibi “hayat kısa, kuşlar uçuyor”…

O Görüşmede Reddedilmenizin 7 Sebebi

REjectedMüakatınız çok iyi geçmişti. Aday olduğunuz pozisyon için kağıt üzerinde çok iyi bir aday olduğunuzu; görüşmenizi yapan kişiyle bir sıcaklık yakaladığınızı düşünmüştünüz. Bir sonraki görüşme davetini, yapılacak referans araştırmasını hatta belki de iş teklifini bekliyordunuz. Ama bunların yerine red yanıtı aldınız. Hay Allah!.. Neden öyle oldu acep?

İşte size bu tip durumlarda en çok karşılaşılan nedenlere 7 örnek:

  1. İş için uygundunuz ama başka biri bir adım öne geçti: İşverenler, spesifik roller dışında, bir çok pozisyonda birden fazla nitelikli adayla karşılaşır.  Bu durumda, çok iyi bir aday olmanız yetmez en iyi aday olmanız gerekir. Ne kadar iyi bir aday olduğunuzu, hedeflenen ihtiyacı şirket tarafından göremediğiniz için, bilmeniz mümkün değildir. “Çok iyiydim ama niye olmadı?” diye düşünmeyin.
  2. İş arayanlar becerilerini olduğundan daha güçlü görür: Bu da sıklıkla karşılaşılan bir durumdur. İş arayan, söz konusu görevi isteyen biri, gayet insani olarak, kendini olduğundan daha güçlü  görebilir. Şirket ise istediği becerilere, kültürüne tam olarak sahip bir adayı arar.
  3. Şirket kültürüne uygun değildiniz: Elle tutulmasa, gözle görülmese de her şirketin kendine has bir doğası bir kültürü var. Her firma ayrı bir dünya, bir habitattır. Eğitiminiz, deneyimleriniz pozisyona uygun olsa bile şirket kültürüne uygun olmayabilirsiniz. Görüşmenizi yapan kişiler masanın diğer tarafını bildikleri için bunu değerlendirme şansına sahiptir.
  4. Görüşmede yaptığınız işleri iyi ifade edemediniz: Ne yaptığınız kadar,  nasıl yaptığınız ve bunları nasıl aktardığınız da önemli. İş hayatındaki başarının önemli bir kısmı doğru iletişimden gelir. Yaptığınız çalışmaları, projeleri “az” ya da “fazla” anlatıyorsanız görüşmenizi yapan kişi de sizi  “az” ya da “fazla” değerlendirebilir.
  5. Sinir bozucuydunuz: Sürekli önünüze koyduğunuz telefonu kontrol ediyorsanız, gözünüzü sürekli kaçırıyorsanız, ilgisiz duruyorsanız, gereksiz ayrıntılara yönelik sorular soruyorsanız mülakatınızı yapan kişi rahatsız olabilir,
  6. İş için yeterince istekli değildiniz: İşe alımcılar aradıkları pozisyonlar için heyacan duyan adaylarla karşılaşmayı umarlar. Karşılarına çıkan fırsatlarla ilgili yarım ağızla konuşan, demotive adaylar bir adım geride kalamaya da adaydırlar,
  7. Verebileceklerinizden çok alabileceklerinizle ilgiliydiniz: Mülakatta görevin sorumlulukları yerine, şirketin size vereceği yan olanaklarla ilgili daha fazla soru sorarsanız; işle değil de işin getirecekleriyle daha fazla ilgili görünürseniz şirket söz konusu pozisyon için daha hevesli, kariyer odaklı bir adayla yola devam etmeyi seçebilir.

Bir işe alım sürecinde kendinizi ne kadar iyi görseniz de, kağıt üzerinde ne kadar iyi dursanız da reddedilebilirsiniz. Red mektubunu almanızın nedeni ücret beklentiniz, şirketin kültürü gibi “doğru”sunu hiç bilemeyeceğiniz nedenler olabilir. İş arayışındaysanız her zaman önünüze, “bir sonraki maç”a bakmanızda fayda var.

Bir Mülakatta Söylememeniz Gereken 8 Şey

Katılacağınız iş görüşmenizde bazı şeyleri dile getirmekten kaçınmanızda fayda var. Ne söylediğiniz kadar ne söylemediğiniz de önemli. Mülakatınızda yanlış cümleler kurmadığınızdan emin olun.

 

İşte size, bir görüşmede uzak durmanız gereken cümlelere 8 örnek:

1.    “Şirketiniz ne iş yapıyor?”

Bunu sorun ve görüşmeniz başlamadan bitsin. Bu derece ilgisiz ve umursamaz olamazsınız. Hiç tanımadığınız bir şirkete görüşmeye gidiyor olsanız bile telefonunuzdan Google’a girmek çok zor olmasa gerek. Yolda giderken bile basit bir araştırma yapabilirsiniz.

2.    “Ücret beklentim esnek”

Gerçekten öyle mi? Dile getirmeseniz de aklınızdaki kırmızı çizgi 4.000 lira ise 1.000 lira öneren bir yerde çalışır mısınız? Bir işe alım sürecinde belki de esnek olmayan tek konu ücrettir. Süreç tıkanacaksa döner dolaşır ücrette tıkanır. İş görüşmelerinizde parasal konularda net ve samimi olun.

3.    “Önceki yöneticim çok fena bir insandı”

Yerküre üzerinde ki en zalim kişi de olsa eski yöneticiniz hakkında ileri geri konuşmanız sizi kötü gösterir. Her şey bir tarafa, potansiyel çalışma arkadaşlarınız zor insanlarla da ilişkinizi yönetebilmiş olmanızı bekler. Profesyonel görünün.

4.    “Ne gibi yan olanaklarınız var?”

İlk görüşmenizde odaklanmanız gereken işin sağladığı imkanlar değil işin kendisidir. Ücretiniz ve yan olanaklarınız işe alım sürecinizde en son konuşulacak konulardır. Son görüşmelerinize davet edilmeden önce bu konulara girmeyin.

5.    “Çok mükemmeliyetçiyimdir”

Gerçekten öyle olsanız bile bunu mülakatta dile getirmeyin. Bir görüşmede söylenebilecek bundan daha klişe bir laf yoktur. Deneyimli bir mülakatçı bu sözü yüzlerce kez duymuştur. Sıradan görünmeyin, yeni bir şey bulun.

6.    “Hiç bir sorum yok”

Günde 8-9, haftada en az 40-45 saat geçireceğiniz yeni işinizle ya da iş arkadaşlarınızla ilgili hiç bir sorunuz yok mu? Hadi canım! Bu kadar meraksız olamazsınız. Hiç bir sorunuzun olmaması için görüşütüğünüz işle ilgisiz ya da mülakat  için hazırlıksız olmalısınız.

7.    “Kusura bakmayın geç kaldım”

İşe alımcılar mülakatlara gelen adayların “iyi” görünmek istediklerini düşünürler. Verebileceğiniz en iyi görüntü mülakata geç kalmak olmamalı. Gecikmemek için elinizden geleni yapın.

8.    “Bu işe çok ihtiyacım var”

Çok çok çok ihtiyacınız olsa bile bunu da söylemeyin. İşverenler iş tekliflerini hazırlarken duygusal değil gerçekçi yaklaşırlar. Kişisel sıkıntılarınızı gündeme getirmeniz potansiyel yöneticileriniz için can sıkıcı olabilir.

Bir Mülakat Davetini Reddetmemeniz için 5 Neden

Yeni mezun olmuş biri ya da deneyimli bir yönetici de olsanız; mülakatlar sizin için her zaman fırsattır. Mevcut işinizden çok memnunsunuz veya yeni işinize daha dün başladınız; her durumda iş görüşmelerine katılmak, gelen istekleri geri çevirmemek, imkan bulduğunuzda mülakatlara katılmak size yarar sağlar.

İşte size profesyonel yaşamda karşılaştığınız görüşme davetlerini kabul etmeniz için 5 neden:

1.    En azından “antrenman” olur:

Bir işi ne kadar çok yaparsanız kendinizi o işte o kadar ustalaşmış ve rahat hissedersiniz. Ne kadar çok mülakata katılırsanız o kadar çok mülakat deneyiminiz olur. Arkadaşlarınızla, iş hayatındaki yakınlarınızla da “deneme görüşmeleri” yapabilirsiniz ancak hiçbiri gerçek hayattaki deneyimlerinizin yerini tutmaz.

2.    Geleceği düşünün:

An itibariyle iş değiştirmek gibi bir düşünceniz olmasa da geleceği düşünün. Şu an işinizde mutlu olsanız da 6 ay sonra ne durumda olacağınızı bilebilir misiniz? Bugün reddettiğiniz şirket yakın gelecekte potansiyel işvereniniz olabilir mi? Unutmayın, görüşmeniz olumlu geçerse en azından gelecekteki yöneticinizin radarına girmiş olursunuz.

3.    Özgeçmişiniz ile ilgili fikir edinin:

Görüşmenizi yapan kişinin sorularından CV’nizle ilgili eksiklikleri yakalamaya çalışın. CV’nizi okumasına rağmen karşınızdaki kişi hangi konuları anlamakta zorlandı? Mesleki olarak hangi noktada bulunmanız bekleniyor? Özgeçmişinizin işe yararlığını kontrol etmenin en iyi yollarından biri budur.

4.    Gidip bir göz atmakta fayda var:

Gidip insanlarla tanışmanızdan, çalışma ortamlarını görmenizden zarar gelmez. Katılacağınız mülakat en azından ilgili şirketi tanımanızı sağlar. Tanıyıp da beğenmezseniz yine sorun yok: Neyi istemediğinizi anladınız! İyi ya da kötü her deneyim, deneyimdir.

5.    Bilgi, beceri ve deneyimlerinizi satın:

İş hayatında ücretli çalışanların yaptıkları şey, bir bakıma, bilgi, beceri ve deneyimlerini en iyi çalışma koşullarını sağlayan şirketlere kiralamaktır. Bu yönden baktığımızda profesyonel yaşam içinde katıldığınız mülakatlar sizin için birer satış görüşmesidir. Piyasadaki “eder”inizi görmek açısından da mülakatlar sizin için fırsattır.

Daha Etkili ve Daha Az Sıkıcı Toplantılar Yapmanın 10 Yolu

Toplantılardan sıkılıyorsanız işiniz zor. Kariyeriniz boyunca giderek daha fazla toplantı yapmanız gerekecek.

 

 

O zaman iş yaşamının bu önemli “vazgeçilmez”ini daha etkili hale getirin. İşte size bu yolda kullanabileceğiniz 10 öneri:

1. Zaman planı:

Toplantıya başlayacağınız, ve toplantıyı bitireceğiniz saati baştan bildirin; bu plana uyun. Bunu alışkanlık haline getirmeniz bir sonraki birlikteliğinize disiplin katar. Toplantı odanızda herkesin görebileceği bir saatin olması önemlidir.

2. Geç kalana tolerans göstermeyin:

Aranıza geç katılan arkadaşlarınıza kahve servisi yaptırmanız ya da bir sonraki görüşmenize bir pasta getirme cezası vermeniz zamanında gelme yönünde kendilerini motive edebilir.

3. Lafın uzamasına izin vermeyin:

Hemen hemen her ekipte lafı uzatan, cümlenin sonunu getiremeyen, “mıy mıy mıy” diye anlamsız ifadeler kullanan birileri vardır. Karşınızda böyle biri varsa yönlendirmekten, tekrar raya sokmaktan çekinmeyin.

4. Toplantıya “oyuncak” almayın:

Mümkünse cep telefonu, BlackBerry, iPad, laptop getirilmemesini isteyin. Bir toplantı süresinde hemen yanıtlanması gerekecek kadar ölümcül kaç tane işiniz oluyor?

5. Sabah saatlerinde toplanın:

İnsanların daha “uyanık” olduğu saatler sabah saatleridir. Yorgunluk çökmeden yol alın.

6. Toplantı gündeminize harfiyen uyun:

Gündeminizde olmayan konular açığa çıkarsa not alıp devam edin, o konuları ayrıca toplanıp değerlendirin. Her sürpriz konuyu ajandanıza alırsanız hem toplantınız bitmez hem de asıl gündeminizden uzaklaşırsınız.

7. Arada bir ayaküstü toplantı da olur:

Konuşacağınız konu, kısa konuşulabilecek bir konu ise, hızlıca paylaşıp karar alabileceğinizi düşünüyorsanız ayak üstü de konuşabilirsiniz.

8. Toplantı odanız serin Olsun:

Bazı içeceklerin üzerinde “soğuk içiniz” yazar. İçeceğinizi istediğiniz gibi alın ama toplantı odanızı mutlaka soğuk tutun. İnsanların –hele yemek sonralarında- gevşeyip esnemeye başlamasını istemiyorsanız, soğuk ve “diri” odalar her zaman daha iyidir.

9. Yiyecek almayın:

Toplantıda yiyecek ortalığı dağıtmakla kalmaz katılımcıların da dikkatini dağıtır. Ayrıca onca kaloriye ihtiyacınız var mı?

10. Toplanmaya gerek var mı?

Son olarak, toplantı daveti atmadan önce gerçekten toplanmaya gerek var mı bir düşünün. Bazen bir e-mail, bir-iki telefon görüşmesi de işinizi görebilir.

Birini İşten Çıkartırken Özen Göstermeniz Gereken 5 Adım

Şirketler, ekonomik krizler, değişen piyasa koşulları gibi nedenlerle zaman zaman yeniden yapılanmak, re-organize olmak zorunda kalır. Re-organizasyon dönemlerinde ister istemez açığa çıkan pozisyonlar oluşur. Siz de yanlış zamanda yanlış yerdeyseniz, kendinizi pozisyonu kapatılan kişilerden birinin yöneticisi konumunda bulabilirsiniz.


Bu tip “işten çıkarma”lar, somut performans problemlerine dayanmamaları sebebiyle, diğer “ayrılık  görüşmeleri”nden daha streslidir.

İşte size bu süreçlerde dikkate alabileceğiniz 5 öneri:

1- Boş yere ümit vaad etmeyin: Çalışanınızla masaya oturduğunuzda ilgili kararı almış, ayrılacağı tarihi belirlemiş olmalısınız. Net ve anlaşılır bir dille durumu ifade ederseniz karşınızdaki kişinin durumu kabullenmesi daha kolay olacaktır. Kalması yönünde bir şans olabileceğini düşünmesine izin vermeyin.

2- Görüşmeyi delege etmeyin: Ayrılacak kişi sizin ekibinizde yer alıyorsa, sorumluluk sizindir. Bir başka müdüre ya da direktöre, şirket avukatına veya insan kaynaklarına işi delege etmeyin. Çalışanınız görüşmeyi sizinle yapmalı.

3- Hazırlanın: Bir işten çıkarma görüşmesinde kendinizi ne söyleyeceğini bilemez durumda bulmanız hiç hoş olmaz. Şirketiniz elinize önceden hazırlanmış bir metin vermiyorsa söyleyeceklerinizi not alın. Önce durumu anlatın sonra da kişiye verilecek bir “paket” varsa onunla ilgili detayları iletin. İyi dileklerle görüşmenizi tamamlayın.

4- Yanınızda bir “tanık” bulundurun: Görüşmenin ne yönde gelişeceğini bilmeniz mümkün olmayabilir. Ortam bir şekilde tatsız bir hal alırsa, olası bir “dava” durumuna karşı bir tanığınızın olması gerekir. Ya yöneticinizin ya da İK’dan birinin yanınızda olmasında yarar var. Kimse gelemiyorsa, en kötü ihtimalle, bir çalışma arkadaşınızı görüşmenize alın.

5- Eşyalarını toplarken tepesinde dikilmeyin: Psikoloji bilimine göre bir insanın yaşayabileceği en büyük ikinci travma iş değiştirmek / işten ayrılmakmış. Öyleyse sıkıntılı bir duruma giren çalışma arkadaşınızı giderken daha da sıkıntıya sokmayın. Dün birlikte çalışırken kendisine güveniyordunuz, bugün ayrılırken de güvenin.

Şirketlerin İşe Alım Süreçlerinde Yaptığı 10 Hata


İşe alımın önemi, sertleşen rekabetin ve piyasa koşullarının etkisiyle daha da arttı. Değerlendirme merkezleri, yetkinlik tabanlı mülakatlar gibi etkinliği ispat edilmiş işe alım uygulamaları yaygın olarak kullanılır hale geldi. En iyi çalışanları kazanma yolundaki yarışta şirketlerin önemli adımlar attığı söylenebilir.
Yine de bir işe alım sürecinde yapılmaması gereken hatalarla zaman zaman karşılaşıyoruz. İşte bu temel yanlışlara 10 örnek:

1. Dağınıklık:
Firma “on gün içinde sizi bilgilendiririz” diyorsa, haftalar sonra haber veriyorsa; görüşülen pozisyonun görev tanımı ya da raporlayacağı kişi süreç esnasında değişiyorsa; mülakatta Hande’yle görüşeceğiniz söylendiyse ve siz Gözde’yle görüşüyorsanız bu işte bir tuhaflık var demektir. Bir işe alım sürecinde iyi adayları kendinizden uzaklaştırmak için ilk olarak yapmanız gerekenler bunlardır.

2. Yanlış kriterlerle işe alım:
İçedönük kişilik profillerinin daha başarılı olacağı bir rol için süreç yönetiyorsanız ve bir adayı biraz utangaç diye süreçten uzaklaştırıyorsanız yanlış yoldasınız demektir. Aradığınız pozisyonun gerekliliklerini, ideal profilin normlarını doğru analiz ettiğinizden emin olun.

3. Ne öğretilir? / Ne öğretilmez?
Bir adaya, kullandığınız bir yazılımı, işinize özgü bir yasal düzenlemeyi ya da sektörünüzün iç dünyasını öğretebilirsiniz. Öte yandan, adayı işe aldığınız takdirde kendisine etik değerlerin önemini öğretemezsiniz; bu değerler kişide ya vardır ya yoktur. Muhasebe departmanı için bir arayıştaysanız, işe alacağınız kişinin düzenli, planlı çalışan biri olması gerekir. Düzenli, dikkatli bir insan olmayı bir kişiye öğretemezsiniz; bu nitelikler de ya vardır ya yoktur.

4. Doğru soruları soramamak:
Mülakatçılar adaylarla ters düşmemek için yüzeysel, konunun derinine inemeyen sorularla mülakatları tamamlama eğiliminde olabilir. “Eee neler yaptınız?” diye sormakla “Son görevinizde işlerin olağan yapılışına alternatif bir yöntem geliştirdiğiniz bir örnek anlatabilir misiniz?” diye sormak arasında dağlar kadar fark vardır. Sadece somut örneklere yönelik, derine inen sorular anlamlı cevaplar alır.

5. Adayların “hazır” cevaplarına izin vermek:
Bir adaya gelişime açık bulduğu yönlerini sorduğunuzda “çok mükemmeliyetçiyimdir, bu huyumu hiç sevmiyorum” derse, bu bir yanıt değildir. Çoğu mülakatçı bu uyduruk cevapların üzerinde durmaz. Bir sorunun gerçek cevabını almadan görüşmeye devam etmek sizi yanlış sonuçlara götürebilir.

6. Yıldırım hızıyla işe alım:
Yanlış bir insanı işe almanın yaratacağı negatif etki, uzun süren bir işe alım sürecinin yol açacağı sorundan çok daha fazla zararlıdır. Üst yönetimlerden, iç müşterilerden gelen baskılara dayanmak zor olsa da içinize sinen birini buluncaya dek pozisyonu boş tutmak bazen daha iyidir.

7. Kaplumbağa hızıyla işe alım:
İşe alım süreçlerini aylarca süründürüp, adayları 5-6 tur mülakata davet eden firmalar iyi adayları kaybetme yolunda azimle ilerleyen şirketlerdir. Yetenekli çalışanlar bir türlü karar veremeyen, zamanı etkili kullanamayan organizasyonlardan uzak durur. Zamanlamanızla ilgili dengeyi kurun.

8. Adaylara bilgi vermemek:
Şirketlerin yüz yüze görüşme yaptığı tüm adaylara telefonla ya da en azından e-mail’le geri dönmesi en temel beklentidir. İnsana değer veren her organizasyonun zaman ayırıp kendi özel bilgilerini paylaşan adaylara bir zaman planı bildirmesi, gerekli bilgileri aktarması beklenir. İyi bir repütasyona sahip olmak isteyen kuruluşlar adaylarla ilişkilerinde özenli davranırlar.

9. Kanlı mülakatlar:
Güleryüz gösterilmeyen, hiç bir giriş sohbeti yapmadan sert sorularla başlayan, aday üzerinde baskı kuran görüşmeler iyi sonuç vermez. Sağlıklı veriler elde etmek için mülakatlarınızda sağlıklı ve insancıl bir iletişim kurmalısınız.

10.Rolün gerekliliklerini doğru aktaramamak:
Bir mülakatta, adayın pozisyonu gerçekten isteyip istemediğini görmek için, işin yalnızca sıkıcı taraflarından, uzun çalışma saatlerinden, bitmek bilmeyen seyahatlerinden söz ederseniz halinden memnun, aslında iş arayışında olmayan yetenekli çalışanları kendinizden uzaklaştırırsınız. Çerçeveyi doğru ve objektif olarak çizdiğinizden emin olun.