Category Archives: şirket kültürü

İnsan Kaynaklarında Önümüzdeki 15 Yıl

Hızla gelişen iş dünyasının, özellikle son 30 yılda süratle gelişen bir parçası olan İnsan Kaynakları disiplinini önümüzdeki 15 yılda neler bekliyor? Aşılması gereken engeller, karşılaşılması beklenen güçlükler neler?

Bu soruları dört başlıkta toplayarak yanıtlamak mümkün:

1. Demografik Yapıdaki Değişiklikler:

Dünya nüfusu hızla yaşlanıyor. Dünya genelinin ve ülkemizin demografik yapısını incelediğimizde yaşlı nüfus oranının giderek arttığını görüyoruz. Yapılan bir çalışmaya göre, 2005-2050 yılları arasında 80 yaş ve üzeri yaş grubunun artış hızı Türkiye için yüzde 736 olarak hesaplanmış. Giderek yaşlanıyoruz.

Bu durum yetenekli çalışan ihtiyacının giderilmesinde sıkıntı yaratabilir. İş dünyası hızla gelişirken yüksek performans gösteren etkili çalışanlara olan gereksinimin artması kaçınılmazdır. Şu anda özellikle Batı Avrupa ülkelerinde gözlemlenen nitelikli çalışan ihtiyacının giderilmesindeki sıkıntıyla farklı coğrafyalarda da karşılaşılması beklenebilir.

“Yetenek” diyebileceğimiz adayların geliş hızı iş dünyasının büyüme hızıyla doğru orantılı değil. Bu bakımdan “iyi”leri almak ve tutmak İK fonksiyonları için gelecekteki en büyük mücadele olacaktır. Bu durum İK’cıları, yetenekli çalışanları elde tutma (retention) yönünde daha etkili uygulamalar geliştirmeye zorlayacaktır. İşe yarar, sürdürülebilir kariyer yönetimi araçları, esnek ücretlendirme ve yan olanaklar sistemleri bir adım ileri taşınması gereken ilk uygulamalar olabilir.

2. Teknoloji:

Hızla gelişen teknoloji ister istemez İK’nın geleceğini etkileyecektir. Otomasyon sistemlerinde atılacak yeni adımların idari işler yönetimini, iletişim araçlarında ortaya çıkacak yeni mecraların iletişim yönetimini şekillendirmesi, çalışanların bilgiye erişimini kolaylaştırması kaçınılmazdır.

3. Karlılık baskısı:

İş dünyasının olmazsa olmazı sürdürülebilir karlı büyüme ihtiyacı paralelinde şirket satın almaları ve birleşmeleri artacaktır. Bu nedenle organizasyonel değişim yönetimi İK dünyasını bekleyen önemli başlıklardan biri olabilir.

İşe alım, eğitim yönetimi, performans yönetimi gibi başlıklarda İK’nın şirketin karlılığına etkisini somut biçimde ortaya koyan İK Ölçümleri (HR Metrics) gelişmek / geliştirilmek zorundadır. “Sıradan” İK profesyoneli ile “etkili” İK profesyonelini ayırd edecek olan temelde budur.

4. Küreselleşme:

Küresel ekonomi kavramı önümüzdeki 10 yılın sonunda gündemden düşecektir. Çünkü zaten aksi yönde bir şey düşünülemez hale gelecektir. Bu bakımdan bilgi ve deneyim olarak “lokal” kalan İK’cıların yeni pazarları, yeni mevzuatları öğrenmeleri, yeni kültürleri farklı normları tanımaları gerekecektir. Dünya genelinde ortaya çıkacak yeni rakiplerin İK uygulamalarına etkileri daha hızlı hissedilecektir. Bu bakımdan yeni gelişmelere iyi hazırlanan, çabuk adapte olan vizyoner İK’cıların önü açıktır.

Özet olarak, 15-20 yıl içinde

– daha iyi çalışanı bulan, tutabilen ve motive bir şekilde çalışmasını sağlayan,
– yeni teknolojilerin farkına varıp bunları etkili bir şekilde kullanan,
– karlılığın önemini anlamış, ticari bakış açısını korumuş, geliştirdiği uygulamaların etkilerini somut ölçümlerle ortaya koyabilen,
– insanların başları sıkıştığında başvurabildiği, bürokratik imajından kurtulmuş, sorun gideren, değişimi yönetebilen,
– global ekonomiyle uyum içinde, bir “dünya profesyoneli” ve gerçek anlamda stratejik iş ortağı olmayı başarmış İK’cıların sayısının arttığı bir iş dünyası hayal edebiliriz.

En azından, benim içinde yer almayı hayal ettiğim İK dünyası budur!

Reklamlar

Her Dönemde Stajyer Almanız İçin 6 Neden

Bazı yöneticiler, yazın stajyer alarak genç üniversite öğrencilerine fırsat verdiğini, hatta iyilik yaptığını düşünür.


Aslında durum pek böyle değildir. İş hayatına katılmaya hazırlanan genç arkadaşlarımız bir çok yönden şirketlere katkı sağlarlar.


İşte size yaz-kış her dönemde stajyer almanız için 6 neden:


1. Farklı bakış açıları:
Gündelik işlerimizi ya daha önce yaptığımız gibi ya da sözkonusu işi bizden önce yapanlar gibi yerine getirme eğilimindeyizdir.  Bu “öğrenilmiş” yöntem zaman zaman işe farklı açılardan bakmamızı zorlaştırır. Profesyonel “körlük” sıklıkla karşılaşılan bir durumdur.
Bununla birlikte, soru sormaktan çekinmeyen, fikir üretme becerisi olan bir stajyer alternatif uygulamalar önerebilir. Dışarıdan ve deneyimsiz kişiler olarak, profesyonellerin hiç göremediği şeyleri farkededip sizi en azından düşünmeye zorlayabilirler.

2. Sosyal medyaya yatkınlık:
1990’larda doğanlar sosyal medya ile birlikte büyüdüler. Sosyal medya araçları bu insanlar için bir boş vakit geçirme, eski arkadaşlara, son dakika haberlerine bir göz atma vesilesi değil. “Paylaşmak” onların gündelik hayatlarının bir parçası. Stajyerler sosyal medya stratejinizi belirlemenize ve uygulamanıza yardımcı olabilir.

3. Üretkenlik:
Stajyerlerde deneyimsizlikleri nedeniyle henüz bir “ruh yorgunluğu” oluşmamıştır. Daha enerjiktirler. Sınırlı bir süre dahilinde performans göstermeleri gerektiğini bilirler; bu da onları daha üretken olma yönünde motive eder.

4. Etkileme arzusu:
Hem ileride kendileriyle birlikte çalışmak isteyin hem de referans olun diye sizi etkilemek isterler. Bu da performanslarını bir adım ileriye taşır.

5. Hızlı öğrenme:
Genç beyinler sünger gibidir, verdiğiniz bilgileri süratle alırlar. Stajyerler bu yönleriyle aynı anda birkaç işi yürütmeye yatkındır. Full-time çalışan deneyimli birine göre bir stajyeri eğitmek daha az zamanınızı alır. Dolayısıyla süratle eğitip kısa zamanda farklı işlerde verim alabilirsiniz.

6. İşe alım avantajı:
Şirketinize yeni mezun birini almak istediğinizde başvuracağınız en iyi kaynak eski stajyerleriniz olur. Oryantasyon süreleri dışarıdan alacağınız tamamen yabancı birine göre çok daha kısadır. Daha da önemlisi, performansından memnun olduğunuz eski bir stajyerinizi almak daha önce reel performansını gördüğünüz birini almanızı sağlar.
Doğru kişileri seçip, bir şeyler öğretirseniz stajyerleriniz yılın her döneminde katkı sağlayabilir. Kışın da, bahar aylarında da stajyer almayı düşünmenin zamanıdır.

Stajınız Bitmeden Önce Yapmanız Gereken 6 Şey



Stajınız Bitmeden Önce Yapmanız Gereken 6 Şey


Yaz aylarının sonuna yaklaşıyoruz. Bir çok şirkette yaz stajları yakında bitecek. İş yaşamını tanımaya, deneyim elde etmeye çalışan stajyerlerin, bu deneyimlerini daha ileriye taşıyabilmek için, çalışma dönemleri bitmeden yapmaları gereken bir kaç şey var.
İşte size stajınız bitmeden önce atmanız gereken adımlara 6 örnek:
1.    Birlikte çalıştığınız kişilere teşekkür edin:
Yöneticinize çalışma döneminizde size öğrettikleri, kazandığınız tecrübe için teşekkür etmeyi ihmal etmeyin. Memnuniyetinizi size fırsat tanıyan İnsan Kaynakları çalışanlarına, birlikte görev yaptığınız çalışma arkadaşlarınıza, size yardımcı olan kişilere de iletmeyi unutmayın.
2.    Geleceğe yönelik planlarınızı insanlarla konuşun:
Gelecek yaz ya da mezuniyetiniz sonrasında neler yapmayı planladığınızı iş çevrenizdeki kişilerle paylaşın. Tavsiye almaktan mutlu olacağınızı iletin. Stajınızda yakın çalıştığınız insanlar iş hayatınızda oluşacak network’ünüzün başlangıcıdır.
Çalışma ortamınızdaki deneyimli arkadaşlarınız, endirekt yöneticileriniz sizin için çok değerlidir. Bu kişiler karşılaştıkları iş fırsatlarını size haber verebilirler; hatta size bazı işler için size referans olabilirler. Geribildirimleriyle kariyerinizle ilgili düşüncelerinizin berraklaşmasına katkı sağlayabilirler. Bununla birlikte, siz gidip açıkça sormadığınız sürece, insanların çoğu size durup dururken tavsiye de bulunmaz. Bu yönde talepkar olmanızda fayda var.
3.    Yöneticinizden geribildirim isteyin:
Birlikte çalıştığınız süre kısa bir süre de olmuş olsa bile, yöneticinizin güçlü ve gelişime açık yönlerinizle ilgili bir fikri oluşmuştur. Bire bir çalıştığınız için hakkınızdaki en iyi değerlendirmeyi yöneticiniz yapar. Kendisine “kuvvetli bulduğunuz ve geliştirmem gereken becerilerimle ilgili görüşleriniz benim için önemli. Fırsat bulduğumuzda sizi dinlemek isterim” gibi bir cümleyle konuyu açabilirsiniz.
4.    CV’nizi güncelleyin:
Staj deneyiminizi, yaptığınız işlerle ilgili bilgiler zihninizde tazeyken güncelleyin. Çalışmanızla ilgili ayrıntıları bu yolla daha kolay hatırlarsınız.
5.    Kendinizi kendiniz değerlendirin:
Stajınızın sonunda geriye dönüp bakarken kendinize şu soruları sorabilirsiniz; “neler öğrendim? / başa dönme şansım olsa neyi farklı yapardım? / kariyerimi hangi alanda sürdürmek istiyorum? / staj yaptığım şirketin kültürüne alışabildim mi? İleride benzer bir çalışma ortamında yer almalı mıyım? Bu değerlendirmeyi mutlaka yapın. Kişisel farkındalığınız önemlidir.
6.    Kurduğunuz ilişkileri kaybetmeyin:
Yöneticinizle, birlikte yol aldığınız tecrübeli kişilerle iletişiminizi sürdürün. Çok sık olmamak kaydıyla kendileriyle e-mail ya da telefon yoluyla temas kurun. Aklınıza takılan konuları danışabilir ya da gördüğünüz ilginç bir makaleyi paylaşabilirsiniz. Çok az stajyer bunu yapar. Ancak sadece bu çabayı gösterenler uzun soluklu profesyonel ilişkiler kurabilir.

Yeni İşinize En Doğru Şekilde Başlamanız için 10 İpucu

Bir işe başladığınızda, yeni şirketinizde geçirdiğiniz ilk günleriniz çok değerlidir. Katıldığınız ekiple birlikte yol aldığınız ilk dönem, kariyerinizin o şirkette geçecek kısmı için belirleyici olabilir.

İşte size yeni işinizde ilk günlerinizin “iyi” geçmesi için 10 ipucu:

1-    İşe başladığınızda ilk bir kaç günde bir çok bilgi aktarılır. Bir çok detayla karşılaşırsınız. Ayrıntıların tamamını hatırlamamanız çok normaldir. Karşılaşacağınız bilgi bombardımanı karşısında paniklemeyin.

2-    Konuşmak yerine daha çok dinlemeyi tercih edin. Şirketteki çalışma atmosferini, şirketin kültürünü, yeni ekibinizi tanımadan önerilerde bulunmayın. Aceleci önerilerin yanlış, yersiz öneriler olması ve yeni arkadaşlarınızı sizden uzaklaştırması ihtimali yüksektir.

3-    Soru sormaktan çekinmeyin. Sorular sormayan bir yeni çalışanın hakkında kötü bir izlenim oluşur. Akıllara şu ihtimaller gelebilir: a) Çok utangaçsınız, iletişime geçmekten çekiniyorsunuz; b) hangi soruları soracağınızı bilemiyorsunuz. İki seçenek de sizinle ilgili soru işaretleri oluşmasına yol açar.

4-    Öte yandan dakika başı, durmadan soru sorup yapılan işi bölen yeni bir çalışma arkadaşı da rahatsız edici olabilir. Yapabiliyorsanız sorularınızı not alın, ilgili kişilere ara ara sorun. Bu şekilde daha verimli cevaplar alabilirsiniz.

5-    Bazı yöneticilerin koçluk becerileri daha iyidir; eğitim-oryantasyon deneyimleri daha fazladır. Yöneticinizin yetersiz bilgi verdiğini düşünüyorsanız adım atmaktan çekinmeyin. Örneğin “bu hafta hangi konuya odaklanmamı istersiniz?” ya da “o konuyu daha iyi anlayabilmek için neyi okuyabilirim?” gibi gideceğiniz yönü bulmanızı kolaylaştıracak sorular sorabilirsiniz.

6-    Yöneticinizin ilk bir ay için sizden beklentisinin ne olduğunu öğrenin. Hemen başlamanız, odaklanmanız gereken bir proje var mı? Başarılı sayılması için o projenin çıktıları neler olmalı?

7-    Şirketinizin kültürünü tanımak için özellikle çaba gösterin. İnsanlar e-mail yoluyla mı iletişim kuruyor, yoksa yüzeyüze görüşmeyi mi tercih ediyor? Masa başı sohbetleri normal karşılanıyor mu; gözlemlemeyin. Tabii ki başka birine dönüşmenizi kimse beklemez. Bununla birlikte şirketin kültürünün, ikliminin farkında olmanızda yarar vardır.

8-    Öğle yemeklerini kesinlikle atlamayın. İlginç bir şekilde işe yeni başlayan çalışanların önemli bölümü, adaptasyon sorunu yaşadıklarında yemekleri ya pas geçerler ya da yemeğe dışarıya çıkmayı tercih ederler. Yeni şirketinizi tanımak, ilişki geliştirmek istiyorsanız öğlen yemekleri gibi enformal ortamlar sizin için fırsattır.

9-    Yardım önerilerini geri çevirmeyin. Sözkonusu konuyu biliyor bile olsanız yine de öneride bulunan kişiyi dinleyin. En azından bu şekilde ilişki kurmaya başlarsınız. Belki de görmediğiniz bir detayı farketme şansını yakalarsınız.

10- İşe başladıktan bir kaç hafta sonra, oryantasyonuz süresince edindiğiniz bilgileri, dökümanları gözden geçirin; gerekirse tekrar okuyun. Yeni iş yerinizi biraz tanıdıktan sonra şirket içi dinamikleri daha iyi anlayabilirsiniz.