Category Archives: çözüm

Yöneticinizden Hoşlanmadığınızı Gösteren 4 Alâmet

dislikeİnsanlar yöneticileriyle birlikte çalışmaktan mutlu olduklarında, genellikle bunun farkındadırlar. Derler ki “iyi ki onunlayım”. Bilirler ki motivasyonlarının bir kısmı “bir üst”lerinden kaynaklı. Mutsuz çalışanlar ise memnuniyetsizliklerinin kaynağının yöneticileri olduğunu anlamakta bazen zorlanır. Her sabah ayakları ofise doğru geri geri gider yine de teşhisi koymakta gecikirler.

İşte size müdürünüzden pek hoşlanmadığınızı gösteren 4 belirti:

Yöneticiniz tatilde ya da seyahatte iken ofiste daha iyi hissediyorsanız:

Etraftayken size müdahale eden, sorular soran, sizden iş isteyen, ister istemez bazen sizde stres yaratan kişinin, arada bir dışarıda olmasından az da olsa memnun olmanız normaldir. Öte yandan ofiste memnun olduğunuz zamanların sadece müdürünüzün olmadığı zamanlar olması çok ama çok anormaldir. İşinizde mutlu hissettiğinizde müdürünüz oralarda mı bir dikkat edin bakalım.

Bir şeyi aktarmak zorunda olduğunuzda dahi konuşmaktan kaçınıyorsanız:

Kritik konular olduğunda bile diyaloğa girmekten kaçındığınızı, konuşmayı ertelediğinizi farkettiğiniz oluyor mu? İnsanın çalıştığı kişiyle arası soğuduğunda en belirgin davranış değişikliği budur. Yöneticinizle konuşmak istemezsiniz. Bu tutumun sonucu, haliyle, iletişimin zayıflaması, iş akışlarında karar alınamaması, ilişkinin dönülmez noktaya doğru ilerlemesi olacaktır. Sizce iletişiminiz ne durumda?

Bulunduğunuz toplantılara, sohbetlere yöneticinizin dahil olmasından rahatsız oluyorsanız:

Bir toplantının ya da iş arkadaşlarınızla geçireceğiniz bir gecenin katılımcıları arasında veya herhangi bir e-mail grubunda bağlı bulunduğunuz kişinin ismini gördüğünüzde kötü hissediyorsanız bu hayra alâmet değildir. Bazen tabii ki insiyatif almak, özgürce hareket etmek, uzaklaşmak isteyebilirsiniz. Yine de içinde yer aldığı konularda ismiyle karşılaşınca yıkılıyorsanız, depresyon hissine kapılıyorsanız bu sizce normal bir durum mu?

Yaptığı her şey gözünüze batıyorsa:

Birine sinir olduğunuzda, karşınızdaki kişinin sıradan davranışları bile sizi rahatsız eder hale gelebilir. Toplantıda kahvesini içerken çıkardığı ses, ofiste ortalıkta yaptığı özel konuşmalar ve daha bir çok şey gözünüze batar. Dersiniz ki “bu niye böyle?”. Söz konusu rahatsızlığınız arada sırada oluyorsa sorun yok. Fakat birine her daim sinir olduğunuzu düşünsenize. O iş hayatı çekilir mi? O iş ilişkisi devam edebilir mi?

Yöneticinizden hoşlanmadığınızı düşünmeye başladığınız ve bu duygunuzdan emin olduğunuz noktada oturup bir muhasebe yapmalısınız. Hoşlanmadığınız tam olarak ne? Yöneticinizin sizi rahatsız eden yönlerini değiştirmek için bir şey yapabilir misiniz? Bu durum geçici olabilir mi? Yapamayacağınızı düşünüyorsanız bu durumun içinde yaşayabilir misiniz? Kendinize bu soruları sorun.

Yöneticiniz iş hayatınızın o kadar önemli bir parçası ki iş ararken deneyimli biriyseniz, çalışacağınız şirket ya da görev tanımından çok, yöneticinizi seçiyorsunuz. Deneyimsiz biriyseniz girdiğiniz işteki “devamlılık” kararınızı yöneticiniz belirliyor. İş yaşamınızda birlilikte yol aldığınız, size yol gösteren, “deniz feneri” konumundaki kişiyle mesut bir ilişkiniz var mı emin olun. Varsa şükredin çünkü herkes sizin kadar şanslı değil. Yoksa aksiyon alın çünkü şairin dediği gibi “hayat kısa, kuşlar uçuyor”…

O Görüşmede Reddedilmenizin 7 Sebebi

REjectedMüakatınız çok iyi geçmişti. Aday olduğunuz pozisyon için kağıt üzerinde çok iyi bir aday olduğunuzu; görüşmenizi yapan kişiyle bir sıcaklık yakaladığınızı düşünmüştünüz. Bir sonraki görüşme davetini, yapılacak referans araştırmasını hatta belki de iş teklifini bekliyordunuz. Ama bunların yerine red yanıtı aldınız. Hay Allah!.. Neden öyle oldu acep?

İşte size bu tip durumlarda en çok karşılaşılan nedenlere 7 örnek:

  1. İş için uygundunuz ama başka biri bir adım öne geçti: İşverenler, spesifik roller dışında, bir çok pozisyonda birden fazla nitelikli adayla karşılaşır.  Bu durumda, çok iyi bir aday olmanız yetmez en iyi aday olmanız gerekir. Ne kadar iyi bir aday olduğunuzu, hedeflenen ihtiyacı şirket tarafından göremediğiniz için, bilmeniz mümkün değildir. “Çok iyiydim ama niye olmadı?” diye düşünmeyin.
  2. İş arayanlar becerilerini olduğundan daha güçlü görür: Bu da sıklıkla karşılaşılan bir durumdur. İş arayan, söz konusu görevi isteyen biri, gayet insani olarak, kendini olduğundan daha güçlü  görebilir. Şirket ise istediği becerilere, kültürüne tam olarak sahip bir adayı arar.
  3. Şirket kültürüne uygun değildiniz: Elle tutulmasa, gözle görülmese de her şirketin kendine has bir doğası bir kültürü var. Her firma ayrı bir dünya, bir habitattır. Eğitiminiz, deneyimleriniz pozisyona uygun olsa bile şirket kültürüne uygun olmayabilirsiniz. Görüşmenizi yapan kişiler masanın diğer tarafını bildikleri için bunu değerlendirme şansına sahiptir.
  4. Görüşmede yaptığınız işleri iyi ifade edemediniz: Ne yaptığınız kadar,  nasıl yaptığınız ve bunları nasıl aktardığınız da önemli. İş hayatındaki başarının önemli bir kısmı doğru iletişimden gelir. Yaptığınız çalışmaları, projeleri “az” ya da “fazla” anlatıyorsanız görüşmenizi yapan kişi de sizi  “az” ya da “fazla” değerlendirebilir.
  5. Sinir bozucuydunuz: Sürekli önünüze koyduğunuz telefonu kontrol ediyorsanız, gözünüzü sürekli kaçırıyorsanız, ilgisiz duruyorsanız, gereksiz ayrıntılara yönelik sorular soruyorsanız mülakatınızı yapan kişi rahatsız olabilir,
  6. İş için yeterince istekli değildiniz: İşe alımcılar aradıkları pozisyonlar için heyacan duyan adaylarla karşılaşmayı umarlar. Karşılarına çıkan fırsatlarla ilgili yarım ağızla konuşan, demotive adaylar bir adım geride kalamaya da adaydırlar,
  7. Verebileceklerinizden çok alabileceklerinizle ilgiliydiniz: Mülakatta görevin sorumlulukları yerine, şirketin size vereceği yan olanaklarla ilgili daha fazla soru sorarsanız; işle değil de işin getirecekleriyle daha fazla ilgili görünürseniz şirket söz konusu pozisyon için daha hevesli, kariyer odaklı bir adayla yola devam etmeyi seçebilir.

Bir işe alım sürecinde kendinizi ne kadar iyi görseniz de, kağıt üzerinde ne kadar iyi dursanız da reddedilebilirsiniz. Red mektubunu almanızın nedeni ücret beklentiniz, şirketin kültürü gibi “doğru”sunu hiç bilemeyeceğiniz nedenler olabilir. İş arayışındaysanız her zaman önünüze, “bir sonraki maç”a bakmanızda fayda var.

İş Hayatında Olduğunuz Yerde Saymanızın 6 Nedeni

Hakettiğiniz terfiyi alamadığınızı, beklediğiniz sorumluluğun veya ücretin verilmediğini mi düşünüyorsunuz? Yalnız değilsiniz. Bir çok kişi sizinle aynı duyguları paylaşıyor. Peki bu durumun sebebi yakınınızda olabilir mi? Zihninizde yarattığınız “duvar”lar kendinizi bu noktaya getirmenize yol açabilir. Kariyerinizin el frenini çeken belki de sizsiniz.

İşte size, bir çok profesyonelin ilerlemesini engelleyen “düşünce”lere 6  örnek:

  1. “İşimi yapsam yeter”: Eskiden sadece görev tanımınızı yerine getirmeniz yeterli olurdu. “Memur zihniyeti” bir çok şirkette prim yapardı. Artık öyle bir dünya yok. Mevcut şartlarınızdan daha fazlasını istiyorsanız sorumluluk olarak daha fazlasını yapabileceğinizi göstermeniz, ilgili yöneticilere bir ışık vermeniz gerekir. Potansiyelinizi ortaya koyun.
  2. “İşimi iyi yaptığım sürece istediğim gibi davranırım”: Bu da belki eskiden geçerli olabilecek bir düşünceydi. Artık değil. İş gücü piyasasında bu çeşitlilik, bu bolluk varken hem işinizi iyi yapmak hem de  düzgün bir tutum sergilemek zorundasınız. Yöneticiniz sizi bir “karın ağrısı” olarak görürse, düşük zam alma, pasif pozisyona atanma ya da ilk işten çıkarma döneminde listenin başında yer alma ihtimaliniz yükselir.
  3. “Çok soru sorarsam bilmiyormuş gibi görünürüm”: Bu en tehlikeli “duvar”lardan biridir. İş hayatında yapılan çoğu hatanın temelinde bu düşünce yatar. İyi yöneticiler soru sormanızı isterler. Soru sorduğunuz sürece düzgün iş yapabilirsiniz. İş yaşamında her bir hata hem zaman hem de para kaybıdır ki hiç bir yönetici bunları hoş karşılamaz. Soru sormaktan çekinmeyin. Hata yapacağınıza soru sorun.
  4. “Ofiste sevilirsem beni idare ederler”: Hayır kimse sizi mütemadiyen idare etmez. Birileri etse de bir yere kadar eder. Krediniz varsa da bir gün biter. Günümüz iş yaşamında iyi tutum ve iyi performans seçenekli değil. İkisi de zorunlu. Hem iyi iş yapmanız hem de iyi ilişkiler içinde olmanız beklenir.
  5. “Performansım beni anlatır”: İyi yaptığınız işin fark edilmesini sağlayamazsanız, hak ettiğiniz “takdir”i göremeyebilirsiniz. Yaptığınız işte “hedef”inizi aşarsanız, problem olabilecek bir durumu önlerseniz yöneticinizin bunu görmesini sağlayın. Anlaşılmayı beklemeyin, anlaması gerekenlere yardımcı olun.
  6. “Yaptığım hatayı aman kimse farketmesin”: İş hayatında her seviyede, her çalışan hata yapar. “Sıfır hata” ile oynayamazsınız. Zararlı olan yanlış yapmak değil, hatanın üstünü örtmeye çalışmak, ilgili sorumluluğu kabul etmemektir. Yöneticiniz bir problem olduğunda durumu kabul etmenizi ve ders almanızı bekler. Aksi yönde davranışlar hakkınızda soru işareti uyandırır.

Kendi önünüzü yarattığınız engellerle tıkamayın. Profesyonel dünyada engeller genellikle “düşünceler”le oluşur. İş yaşamıyla ilgili fikirlerinizin ne sonuçlar yarattığını gözden geçirmenizde fayda olabilir.

Mülakat Randevusu Beklerken Yelkenleri Suya İndirmemenin 15 Yolu

İş arama süreçleri belirsiz, ucu açık yolculuklardır. Serüven ne kadar sürer, nerede biter bilinmez. Belirsizlik ister istemez stres yaratır. İş aradığınız dönemlerde bazen o kadar deprese olabilirsiniz ki yataktan çıkmak istemediğiniz günler bile olabilir.

İş arama süeçleri, moralinizi bozmayı bırakın, motivasyonunuzu en üst düzeyde tutmanız gereken dönemlerdir. Gözünüzün açık, özgüveninizin yüksek olması için mutlu olduğunuzu hissetmelisiniz.

İşte size yelkenleri suya indirmemeniz için 15 öneri:

1. Negatif yaklaşımlı kişilerden uzak durun:

Bardağın boş yarısını görmeyi alışkanlık haline getiren insanlardan koşarak uzaklaşmanız gereken dönem bu dönemdir. İster istermez, kendi başınıza kaldığınız anlarda kafanızda bir şeyleri kuracaksınız. Sıkıntınızı artıracak arkadaşlardan uzak durun.

2. “Çalışan”larla daha sık görüşün:

Görüşün ki çalışma yaşamından kopmayın. Sağda solda ne olup bittiğine dair fikir sahibi olun. Farklı şirketlerde oluşan, ilan edilmeyen yeni ihtiyaçları en kolay bu yolla öğrenebilirsiniz.

3. “Haberler”le olan ilişkinizi sınırlandırın:

Evet dünyada ne olup bittiği hakkında fikir sahibi olmalısınız. Bununla birlikte, özellikle genç nüfusta yükselen işsizlik oranlarını habire duymanın size bir faydası var mı? Kendinizi negatif haberlerden koruyun.

4. Sizi mutlu eden şeylere daha çok zaman ayırın:

Hobilerinize veya uğraşırken kendinizi mutlu hissettiğiniz şeylere daha çok zaman ayırın. Yeni, heyecan verici uğraşılar edinin. İşe başladıktan sonra böyle şeylere sadece haftasonlarınızda ve yıllık izinlerinizde vakit ayırabileceksiniz. O zaman, vaktinizi değerlendirin.

5. Network’ünüzü genişletin:

Sosyal ağları, özellikle LinkedIn’i kullanarak daha çok kişiyle temas kurun. Eski iş arkadaşlarınız, eski yöneticileriniz, özel arkadaşlarınız, görüşme yaptığınız kişiler ilk hedefleriniz olabilir.

6. Biyografi okuyun:

Özellikle başarılı, tarihte iz bırakmış insanların biyografilerini okuyun. Her başarılı kişinin defalarca tökezleyip yeniden ayağa kalktığını bu kitaplarla hatırlayın.

7. Yeni iş arama yöntemleri deneyin:

Yakınınız olan bir yöneticiden sizinle bir “egzersiz” mülakatı yapmasını rica edin. Ya da CV’nizin formatını değiştirin. Kronolojik bir CV yerine fonksiyon odaklı bir metin de hazırlayabilirsiniz.

8. Bir yakınınız “moral”inize bekçilik etsin:

Sık görüştüğünüz birinden negatif düşünmeye başladığınızda sizi uyarmasını isteyin.

9. Çocuklarla daha çok zaman geçirin:

Yeryüzündeki bütün kaygısı “birazdan neyle oynasam?” olan bir çocuk bu dünyada neyin önemli olduğunu hatırlamanıza yardımcı olabilir.

10. Yemek yapın:

Sağlıklı ve ucuz tarifler bulup yapmayı deneyin. Yemek yapmak insanın dikkatini tek bir yöne kanalize ettiği için etkili “kafa boşaltma” yöntemlerinden biri olabilir. Hem belki de bir şaheser yaratırsınız, kim bilir?

11. Bir Sivil Toplum kuruluşuna katılın:

Yardıma muhtaç olanlarla ilgilenmek bu dönemlerde yapabileceğiniz en faydalı işlerden biridir. Bu yolla yararlı olduğunuzu hissetmenin yanı sıra yeni arkadaşlar edinme imkanı da bulursunuz.

12. Her gün yeni bir şey öğrenin:

En basit örnekle anlatmak gerekirse Wikipedia’dan her gün bir makale okuyun. Öğreneceğiniz yeni bilgiler hiç ummadığınız anlarda, yaşamınızı kolaylaştırabilir.

13. Spor yapın:

Hırstan uzak yapılan sporun serotonin düzeyini yükselttiği biliniyor. Giyin spor ayakkabılarınızı, yol nereye siz oraya.

14. Kendize zorlu bir hedef belirleyin:

Bir entrümanı çalmayı öğrenmek ya da 10 km koşmak veya yürümek gibi zorlu bir hedefin peşine düşmek duygu durumunuzu güçlendirir. Hedefinize adım adım yaklaştıkça özgüveniniz daha da artar.

15. Haftada bir gün iş aramayın:

CV’nize, iş arama ve networking sitelerine haftada bir gün yaklaşmayın. Arkanıza yaslanın, dinlenin, zihninizi boşaltın, o günü kendinize ayırın.

İş ararken oluşabilecek depresif hisler demotivasyonla sonuçlanır. Demotive kişi daha az işi beğenme ve başvurma eğiliminde olur. Dikkati dağıldığı için olabilecek rolleri gözden kaçırır, başvurduğu rolleri takip etmez.

Yeni işiniz hayatınızdaki kırılma noktalarından biri olabilir. Bu dönemlerde bu tip basit hatalar yapmak istemezsiniz. Bu önerileri ya da farklı yöntemleri denemekten çekinmeyin.

Arkadaşınızın Yöneticisi Olmamanız için 7 Neden

Teoride ne kadar eğlenceli ve kolay gözükse de bir arkadaşınızın yöneticisi olmak, profesyonel yaşamda karşılaşabileceğiniz en büyük güçlüklerden biridir. Başlangıçta düşünülenin aksine arkadaşlar arasındaki yönetici – çalışan ilişkisi çoğunlukla sıkıntı yaratır. İş ilişkileri sona erdiğinde bu konuma gelen çok az kişi dostluklarını korumayı başarabilir. Gelin görün ki başlangıçta kimse buna inanmak istemez.

İşe alım ya da atama ihtiyacının giderilmesi isteğiyle oluşabilecek sakıncalar görmezden gelinir. Çoğunlukla “sorun olursa konuşup hallederiz” diye düşünülür. Ancak evdeki hesap çarşıya uymaz.

İşte size bir arkadaşınızla çalışma ihtimaliniz olduğunda hemen sevinmemeniz için 7 neden:

1. Gizlilik: Yakın bir arkadaşınızdan sır saklamanız hiç gerekti mi? Arkadaşınızın yöneticisi olursanız her bilgiyi paylaşamayacağınızdan emin olabilirsiniz. Sizin bilebileceğiniz birçok bilginin kendisinden gizli kalması gerekecektir.

2. Yöneticilik farklı bir kimliktir: Dünyanın en iyi huylu, en tatlı yöneticisi olsanız bile her çalışan zaman zaman yöneticisi hakkında söylenmek ister. Şu ya da bu sebeple bu ihtiyaç ortaya çıkar. Özel ilişkinizle profesyonel ilişkinizi ayırt edebilecek misiniz?

3. Değerlendirme dönemleri: Bir yöneticinin işi çalışanının yaptığı işi değerlendirmek, yeri geldiğinde yapıcı şekilde eleştirmektir. Arkadaşlık ilişkisi içinde olduğunuz birini değerlendirmek hem sizin için hem de arkadaşınız için can sıkıcı bir durumdur.

4. Geribildirimler: İyi bir yönetici olmak istiyorsanız sağlıklı ve gerçekçi geribildirimler vermek zorundasınız. Aynı zamanda arkadaşınız olan çalışanınıza karşı açık ve dürüst olabilecek misiniz? Diyelim net bir şekilde yaklaştınız; ilişkiniz sizce nasıl etkilenecek?

5. Fuzuli bilgiler: Arkadaşınız / çalışanınız sabah arayıp hasta olduğunu ve işe gelemeyeceğini söyledi. Ancak siz arkadaşınızın önceki gece içkiyi fazla kaçırdığını bir vesilesiyle öğrendiniz. İşler de aksadı. Ne düşüneceksiniz?

6. Yüksek risk: Yöneticilik konumunda iseniz ve arkadaş çevreniz genişse bir gün bu noktaya gelebilirsiniz. Bir arkadaşınızın işe alımı konusunda karar vermeniz gerekirse ve ” aman işe alım sorunu çözülsün” diye olumlu düşünme eğiliminde olursanız yaşayabileceklerinizi yeniden düşünün. O role uygun başka biri olamaz mı? Aldığınız riske değer mi?

7. En kötü senaryo: Olabilecek en zor durumu düşünün; arkadaşınızın performansı yetersiz ve işini kaybetme riski var. Kendisine bunu söyleyebilecek misiniz? Diyelim söylediniz, bir iyileşme olmazsa ve mecbur kalırsanız işten çıkarma görüşmesini yapabilecek misiniz?

Profesyonel yaşamınız ve arkadaşlık ilişkiniz arasında bir seçim yapmak durumunda kalmak istemiyorsanız, en iyisi en baştan o yola hiç girmeyin. İşinizden ya da dostluğunuzdan ödün vermek gözünüzü korkutuyorsa kendinizi seçim yapmak zorunda bırakmayın.

İşten Atılmak Üzere Olduğunuzu Gösteren 5 Alamet

Kriz olsun ya da olmasın her şirkette farklı sebeplerle işten çıkarmalar olur. Bir çok kişi türlü nedenlerle işinden uzaklaştırılır. Bununla beraber çok az çalışan başına gelecek durumun farkına varabilir.

İşte size “son gün”ünüzün yaklaştığını gösteren belirtilere 5 örnek:

1. Yaklaşım Değişir:

Yöneticiniz sizinle ilişkisinde daha mesafeli olmaya başlarsa, gelişmelerle ilgili bilgi vermek yerine yuvarlak laflarla konuları geçiştiriyorsa, eski sıcaklığı hissetmiyorsanız sizi “uyandıracak” ilk farklılık budur.

2. Bire bir görüşmeleriniz düzenli olarak erteleniyorsa:

Baş başa yediğiniz öğlen yemekleri, birlikte verdiğiniz sigara molaları, ayaküstü rutin sohbetleriniz, toplantılarınız ortadan kalkarsa bu da hayra alamet değildir. Yöneticinizin dikkatini çekmekte zorlanıyorsanız, gerçekten vakti mi yok, yoksa bilerek sizden uzak mı duruyor? Ayırt etmeye çalışın.

3. Birden detaylarla ilgilenmeye başlarsa:

Eskiden gündelik işlerinize pek karışmazken şimdi her ince ayrıntıyla ilgileniyor mu? İki üç ay önce oynama alanınızı siz belirliyordunuz ama şimdi görev tanımınız her gün hatırlatılıyor mu? İş akışınızla ilgili süpheci sorulara mı muhatap oluyorsunuz? Hata arandığını hissediyorsanız, yöneticiniz kendine bir “neden” hazırlıyor olabilir.

4. Gelecekle ilgili daha az konuşur hale geldiyseniz:

Yıl sonu hedeflerinizden, gelecekte neler yapacağınızdan daha az bahseder hale geldiyseniz, yıl içinde katılacağınız konferans-kongre-eğitim kayıtlarınız bir türlü yapılamıyorsa, planlama-bütçeleme faaliyetleri fikriniz alınmadan yürütülüyorsa bu da iyi bir işaret değildir.

5. “Haklısın” lafını çok fazla duymaya başladıysanız:

Daha önce yöneticiniz sizi ikna etmek için çaba sarfediyordu ama şimdi söylediğiniz her konuda sizi haklı buluyor. Tartışmaya girmekten kaçınıyor. Nedenini bir düşünün.

Tüm bunları yaşıyor olsanız bile, paniklemeden önce şunu hatırlayın: Bunlar sizin için sadece birer “uyarı” olabilir. Mümkün olan ilk fırsatta yöneticinizle formal bir toplantı ayarlayın. Oturup yüzyüze konuşun. Ayrılmak istemiyorsanız neyi daha iyi yapabileceğinizi sorun. Çok geç olmadan işleri yoluna koymaya bakın.

“Ayrılık” zorunlu hale gelirse çatışmaya girmeden, iyi bir şekilde ayrılmaya çalışın. Eski yöneticileriniz ileride “network”ünüz olacak. Eski iş ilişkilerinize her zaman ihtiyaç duyacağınızı unutmayın.

Bir İşe Alımcı Bir Adayda Ne Arar? – 7 Temel Beklenti

Bir İşe Alımcı Bir Adayda Ne Arar? 
– 
7 Temel Beklenti



Yeni iş imkanlarının az, iş arayan adayın çok olduğu bir süreçten geçiyoruz. Şirketlerde ya da danışmanlık şirketlerinde işe alımla ilgilenen kişiler her zamankinden daha fazla sayıda “güçlü” adayla karşılaşıyor. Bu dönemde iyi bir CV’nizin olması, değerli iş deneyimlerine sahip olmanız ileriye doğru yol almanızda yetersiz kalabilir.
İşte size mülakatlarda işinize yarayabilecek, işe alımcıların temel beklentileri hakkında 7 önemli ipucu:
1.             Bir işe alımcı, öncelikle, bir adayın istekli olmasını bekler. Teklif aldığında heyecanlanmayacak gibi görünen kişilerle yol alınması ihtimali çok düşüktür,
2.             Bir işe alımcı karşısında etik değerlere ve başarma azmine sahip; sonuç ürettiğinde motive olan birini görmek ister,
3.             Bir işe alımcı iletişimi iyi biriyle ilermeyi tercih eder. Sözkonusu rol dünyanın en içedönük, en insandan uzak işi bile olsa kendini ifade etme becerisi zayıf kişiler bir adım geride kalır,
4.             Bir işe alımcı olumlu tutum sergileme eğiliminde olan bir adaya daha yakın durabilir. Her şeye muhalif, asık suratlı, can sıkıcı kişiler ikinci planda kalır,
5.             Bir işe alımcı pratik, engel aşma becerisine sahip, karşılaştığı güçlükler karşısında yılmayan bir adayla karşılaşmak ister,
6.             Bir işe alımcı güçlü ve gelişime açık yönlerinin farkında olan, alçakgönüllü bir adaya daha sıcak yaklaşır,
7.             Bir işe alımcı enerjik, fikir üreten, yaratıcı kişileri olumlu değerlendirme eğiliminde olabilir. Söz konusu görev rutin bir iş bile olsa bir profesyonelde iş geliştirme ve yaratıcı düşünme becerilerinin olması beklenir.
Mülakatlarda bu beklentileri karşılamanız bazen sahip olduğunuz iş deneyiminizden ya da eğitiminizden daha önemli olabilir. Bir işe alım sürecine girdiğinizde bu beklentilerin farkında olmanızda yarar var.