Category Archives: ipucu

İK’cılardan Pek Hazzedilmemesinin 5 Nedeni

I-love-HRİnsan Kaynakları bölümlerine her şirketin, her çalışanın ihtiyacı var.

İş gücünü sağlıklı bir şekilde yönetmek her zamankinden daha önemli hale geldi. Doğru çalışanı işe almak, olumlu performans göstereni işte tutmak ve bir adım ileriye taşıyabilmek için İK stratejik önemi yüksek bir fonksiyon.

Peki iş yaşamında en popüler çalışma arkadaşları İK’cılar mıdır? Genellikle hayır. Acaba neden?

İşte size İK’cılardan pek hazzedilmemesinin 5 Nedeni:

1. “Yönetimin sesi” durumundaki İK’cılar:

Kurumsal yaşamın getirdiği kudrete kendini kaptırıp aslında kendisinin de bir “çalışan” olduğunu unutan İK’cılar; inanın üst yönetimler için de sevimli değilsiniz. Geçici olarak elde ettiğiniz güce kendinizi kaptırmayın. Sahip olduğunuz ayrıcalıklara sahip olmanızı işiniz gerektiriyor.

2. Bürokrasi odaklılık:

En önemsiz konular için talep formları yaratmayı, her şeyi politika ve prosedürlere bağlamayı , gereksiz kurallar yaratıp uygulanmaları için baskı yapmayı, “şirket polisliği”ni İnsan Kaynakları zanneden, insandan çok kırtasiyeye ilgi duyan İK’cılar, kimseye olmadığı gibi kendinize de bir faydanız yok.

3. Sayılardan kopuk dünya:

Analitik düşünme becerileri zayıf, rakamlardan uzak, “hesap-kitap” bilmeyen, bütçe yönetiminin, karlılığın önemini anlayamamış, hayali bir yetkinlikler aleminde yaşayan İK’cılar ayağınızı yere basın. Çünkü her işinin ucunda rakamlar var ve rakamlardan uzak görüntünüz iş arkadaşlarınızı rahatsız ediyor.

4. “İş”ten uzak / “iş”i kavrayamayan bir bakış açısı:

Bir İK’cıysanız ilaç sektöründe çalışıyorsanız “eczane”yi, perakendede çalışıyorsanız “mağaza”yı, bankacılıkta çalışıyorsanız “şube”yi anlamak zorundasınız. İçinde yer aldığınız sektördeki işin ne olduğu hakkında fikriniz yoksa ne çalışanlarla ilişki geliştirebilirsiniz ne de yarattığınız uygulamaların etkisini anlayabilirsiniz. İK’cıysanız yapılan işe, kullanılan jargona, içinde bulunduğunuz sektöre yakın durun.

5. Çalışandan uzak “İK Getto”ları:

İnsan Kaynakları doğası gereği bir çok süreci gizli yürüten bir fonksiyon. İK’cıların bazıları çalışanla samimi olup ipin ucunu kaçırmak endişesiyle çalışana mesafeli durur. Bu da kendi ekipleri içinde “getto”laşmalarına yol açar. Zamanla çalışanlar da onlardan uzak durmayı tercih eder. Diyaloğun olmadığı yerde eninde sonunda sıkıntı olur.

Çalışanların, şirket yönetimlerinin saygı duyduğu bir iş ortağı haline gelmek; sadece sayılan değil sevilen, güven duyulan bir iş birimi olabilmek; İK’yı stratejik bir fonksiyon haline getirmek bugünün İnsan Kaynakları profesyonellerine bağlı. Bunu başarabilenler yetenekli gençlerin de bu yönde önünü açacaktır. İK camiası olarak İK’nın geleceği bizim elimizde…

Reklamlar

Yöneticinizle İyi Geçinmeniz için 11 İpucu


Yöneticinizle İyi Geçinmeniz için 11 İpucu
Yöneticiniz biraz da olsa deneyimli biriyse bir kaç basit kuralı izleyerek ilişkinizi sağlıklı bir şekilde sürdürebilirsiniz. Bu yönde yol almak isterseniz işte size 11 ipucu:


1-    Sorumlu olduğunuz işlerin detaylarına her zaman hakim olursanız, yöneticiniz ilgili süreçleri ayrıca kendisinin takip etmesine gerek olmadığını zamanla öğnenir. Bu durum ilişkinizi daha huzurlu kılar.
2-    Derli toplu bir görüntü verin. Yöneticiniz işinizi dağılmadan, bir düzen içinde yürüttüğünüzü görmeli. Size güvenebileceğini, arkasını dönüp gidebileceğini bilmesi ilişkinizi rahatlatır.
3-    Beklentilerinizin aynı olduğundan, aynı dili konuştuğunuzdan emin olun. “İş sonuçları” dediğinizde aynı şeyi mi anlıyorsunuz? Hedef belirlerken, hedeflere ulaşmaya çalışırken, aynı perspektife sahip olmanız önemlidir.
4-    Yöneticinize bir problemi ilettiğinizde çözüm önerinizi de beraberinde götürün: “X sorunla ilgili nasıl yol alalım?” / “X sorunla ilgili son durum şöyle. Bununla ilgili A, B, C gibi çözümlerimizin olabileceğini düşünüyorum”. Hangi yaklaşım kulağa daha iyi geliyor?
5-    Bir işle ilgili bir gelişmeyi yöneticinizle paylaşırken, konuyla ilgili tüm gerçekleri net ve sade bir dille ortaya koyun. Bunu yaparken peşin hükümlerinizden mümkün olduğunca sıyrılmanız profesyonelliğin bir gereğidir.
6-    Yöneticinizin geri bildirimlerini açık bir zihinle dinleyin. Kendisiyle aynı görüşte değilseniz, bunu defansif görünmeyen bir tutumla dile getirin. Araya duvar örmeyin. Örneğin: “Ne demek istediğinizi, endişenizi anlıyorum. Bununla birlikte o çalışmada benim bakış açım …” gibi bir cümleyle düşüncenizi ifade etmeye başlayabilirsiniz.
7-    Hata yaptığınızda hatanızın sorumluluğunu alın. “Bu durum benden kaynaklandı. Durumu düzeltmek için şunları yapıyorum. Bir daha benzer bir sorunla karşılaşmamamız için özen göstereceğim” demek çok zor değildir. Problemin üzerinde çalıştığınızı duymak bile yöneticinizi rahatlatacaktır.
8-    Yöneticinizin işinizde nelere önem verdiğini anlamak istiyorsanız, size işinizle ilgili sorduğu sorulara odaklanın. Böylece gelecekte size vereceği mesajları farketme şansınız olur.
9-    Herhangi bir konuda mutsuz olursanız, bunu doğru zamanda ve zeminde yöneticinize iletin. İşinizde başarılı olabilmeniz için mutlu olmanız gerekir. Makul bir üslupla, yöneticinizin yoğun ya da bitkin olmadığı bir günde fikrinizi paylaşabilirsiniz.
10- Zaman zaman moraliniz bozuk olabilir. Bu gayet insani bir durumdur. Bununla birlikte, her yönetici eğiliminizin olumlu tutum sergileme yönünde olmasını bekler. Negatif düşüncelerden pozitif sonuçların elde edilmesi çok nadir karşılaşılan bir durumdur.
11- Son olarak yöneticinizden memnunsanız, kendisiyle mutluysanız bunu dile getirin. Çok az çalışan bunu yapar. Unutmamak gerekir ki yöneticiler de insandır ve herkes gibi motivasyona ihtiyaç duyarlar.

Yeni İşinize En Doğru Şekilde Başlamanız için 10 İpucu

Bir işe başladığınızda, yeni şirketinizde geçirdiğiniz ilk günleriniz çok değerlidir. Katıldığınız ekiple birlikte yol aldığınız ilk dönem, kariyerinizin o şirkette geçecek kısmı için belirleyici olabilir.

İşte size yeni işinizde ilk günlerinizin “iyi” geçmesi için 10 ipucu:

1-    İşe başladığınızda ilk bir kaç günde bir çok bilgi aktarılır. Bir çok detayla karşılaşırsınız. Ayrıntıların tamamını hatırlamamanız çok normaldir. Karşılaşacağınız bilgi bombardımanı karşısında paniklemeyin.

2-    Konuşmak yerine daha çok dinlemeyi tercih edin. Şirketteki çalışma atmosferini, şirketin kültürünü, yeni ekibinizi tanımadan önerilerde bulunmayın. Aceleci önerilerin yanlış, yersiz öneriler olması ve yeni arkadaşlarınızı sizden uzaklaştırması ihtimali yüksektir.

3-    Soru sormaktan çekinmeyin. Sorular sormayan bir yeni çalışanın hakkında kötü bir izlenim oluşur. Akıllara şu ihtimaller gelebilir: a) Çok utangaçsınız, iletişime geçmekten çekiniyorsunuz; b) hangi soruları soracağınızı bilemiyorsunuz. İki seçenek de sizinle ilgili soru işaretleri oluşmasına yol açar.

4-    Öte yandan dakika başı, durmadan soru sorup yapılan işi bölen yeni bir çalışma arkadaşı da rahatsız edici olabilir. Yapabiliyorsanız sorularınızı not alın, ilgili kişilere ara ara sorun. Bu şekilde daha verimli cevaplar alabilirsiniz.

5-    Bazı yöneticilerin koçluk becerileri daha iyidir; eğitim-oryantasyon deneyimleri daha fazladır. Yöneticinizin yetersiz bilgi verdiğini düşünüyorsanız adım atmaktan çekinmeyin. Örneğin “bu hafta hangi konuya odaklanmamı istersiniz?” ya da “o konuyu daha iyi anlayabilmek için neyi okuyabilirim?” gibi gideceğiniz yönü bulmanızı kolaylaştıracak sorular sorabilirsiniz.

6-    Yöneticinizin ilk bir ay için sizden beklentisinin ne olduğunu öğrenin. Hemen başlamanız, odaklanmanız gereken bir proje var mı? Başarılı sayılması için o projenin çıktıları neler olmalı?

7-    Şirketinizin kültürünü tanımak için özellikle çaba gösterin. İnsanlar e-mail yoluyla mı iletişim kuruyor, yoksa yüzeyüze görüşmeyi mi tercih ediyor? Masa başı sohbetleri normal karşılanıyor mu; gözlemlemeyin. Tabii ki başka birine dönüşmenizi kimse beklemez. Bununla birlikte şirketin kültürünün, ikliminin farkında olmanızda yarar vardır.

8-    Öğle yemeklerini kesinlikle atlamayın. İlginç bir şekilde işe yeni başlayan çalışanların önemli bölümü, adaptasyon sorunu yaşadıklarında yemekleri ya pas geçerler ya da yemeğe dışarıya çıkmayı tercih ederler. Yeni şirketinizi tanımak, ilişki geliştirmek istiyorsanız öğlen yemekleri gibi enformal ortamlar sizin için fırsattır.

9-    Yardım önerilerini geri çevirmeyin. Sözkonusu konuyu biliyor bile olsanız yine de öneride bulunan kişiyi dinleyin. En azından bu şekilde ilişki kurmaya başlarsınız. Belki de görmediğiniz bir detayı farketme şansını yakalarsınız.

10- İşe başladıktan bir kaç hafta sonra, oryantasyonuz süresince edindiğiniz bilgileri, dökümanları gözden geçirin; gerekirse tekrar okuyun. Yeni iş yerinizi biraz tanıdıktan sonra şirket içi dinamikleri daha iyi anlayabilirsiniz.

Telefon Mülakatlarında İşinize Yarayabilecek 19 İpucu

Telefon Mülakatlarında İşinize Yarayabilecek 19 İpucu

Son dönemde iş dünyasında telefon mülakatları daha yaygın bir şekilde kulanılmaya başlandı. Bu yolla şirketler hem ilgili maliyetleri düşürme hem de kısa sürede daha fazla adaya ulaşma şansı buluyor.


İşte bir telefon mülakatı talebiyle karşılaştığınızda işinize yarayabilecek bazı ipuçları:
·         Konuşurken gülümseyin. Size saçma gelse de konuşmanız esnasında, yeri geldiğinde tebessüm edin. Sesinizden gülümsediğiniz hissedilecektir.
·         Ayakta durun. Ayaktayken diyaframınızda daha az baskı olur, bu nedenle sesiniz daha doğal ve daha güçlü çıkar.
·         Görüşme için sessiz bir oda ayarlayın. Fonda televizyonun, mızmızlanan bir çocuğun veya havlayan bir köpeğin sesi olmasın.
·         CV’niz’le birlikte, başarılarınızı, güçlü yönlerinizi not aldığınız post-it’ler önünüzdeki masada hazır olsun.
·         Yanınızda mutlaka bir kağıt-kalem bulundurun. Ajandanızı da yanınızda bulunsun. Söylenen bir şeyi not etmeniz ya da bir sonraki mülakat tarihini belirlemeniz gerekebilir.
·         Not almanız gerekirse duraksamalar olabilir. Bu duraksamaların getireceği sessizliklerin ortamda stres yaratmasına izin vermeyin. Not almadan önce “bir saniye, bunu not alıyorum” diyebilirsiniz.
·         Sizi görüşmeyi yapacağınız kişiye bir sekreter ya da bir operatör bağlayabilir. O kişilere karşı da sıcak davranın. Herhangi bir sebeple bir gerginlik olursa konu ilgili kişilerin kulağına gidebilir.
·         Ev ya da cep telefonu kullanacaksanız, görüşme öncesinde hattınızın sağlıklı çalışıp çalışmadığını kontrol edin. Cep telefonunuzun şarjını ayarlayın. Görüşmenizde headset ya da speaker kullanacaksanız, konuşurken fazla bağırmadığınızdan emin olun.
·         Bir arkadaşınızla mülakat antremanı yapın. Konuşurken “eee…”, “hmm…” gibi ifadelerden kaçının. Bu “eee”lemeler telefonda daha rahatsız edicidir. Arkadaşınız çok hızlı ya da yavaş, çok yüksek veya alçak sesle konuşup konuşmadığınızı kontrol etsin. Konuşmanızın kulağa nasıl geldiğini merak ediyorsanız basit bir kayıt cihazı bu merakınızı giderebilir.
·         Konuştuğunuz odada bir ayna bulunması ve telefon görüşmenizi bu aynaya bakarak yapmanız işinizi kolaylaştırabilir. Bu fikir ilk başta saçma gelse de telefonda konuşurken karşınızda bir insan yüzü görmek konuşma enerjinizi artıracaktır. Deneyin, görün! 🙂
·         Vaktiniz olursa görüşme öncesinde derin nefesler alın. Ses tonunuzu ayarlamaya çalışın. Yanınızda bir bardak su hazır bulunsun. Görüşmeniz esnasında sesinizi ayarlamanıza yardımcı olabilir.
·         Görüşme için belirlediğiniz saatten 15-20 dk. önce hazırlanmış olun. Unutmayın telefon mülakatınızı yapacağınız kişi erken arayabilir. Birden eliniz ayağınıza dolansın istemezsiniz.
·         Mümkünse görüşmenizin sonunda yüzyüze görüşme isteyin. Eski satış teknikleri eğitimlerinde anlatıldığı gibi, “satışı istemek” faydalı olabilir.
Yapmanız gerekenlerin yanı sıra kaçınmanız gerekenleri de hatırlamakta yarar var:
·         Görüşme esnasında sigara içmeyin. Sigara içerken nefes alıp verişiniz rahatsız edici olabilir. Aynı şekilde sürekli burnunuzu çekmeniz, ses çıkartacak şekilde devamlı bir şey içmeniz, elinizle veya kaleminizle ritmik sesler çıkarmanız karşınızdaki kişinin dikkatini dağıtabilir.
·         Başka bir telefon gelirse, hiçbir koşulda, görüşmecinizi beklemeye almayın.
·         Odadaki bir başka kişiyle konuşmayın. Mümkünse göüşme sırasında yalnız olun.
·         Konuşmayı, sohbeti ele geçirmeyin. Karşınızdaki kişi araya girip sorusunu genişletme ya da açıklama ihtiyacı duyarsa ve buna fırsat bulamazsa durum rahatsız edici olur. Bu öneri yüzyüze mülakatlar için de geçerlidir. Bununla birlikte, telefon mülakatları sırasında karşınızdaki kişinin mimiklerini, konuyu takip edip etmediğini göremeyeceğiniz için bu hataya düşmeniz daha kolaydır.
·         Heyecanlanıp görüşmenizi yapan kişinin sözünü kesmeyin. Olur da araya girerseniz, farkettiğiniz anda durun, kişinin cümlesini tamamlamasına izin verin.
·         Telefon mülakatlarının da en az yüz yüze mülakatlar kadar formal, resmi görüşmeler olduğunu unutmayın. Görüşmenin telefonda olması sizde bir “rahat”lık yaratmamalı. Görüşmeniz süresince o anda değerlendiriliyor olduğunuzu unutmayın. Profesyonel yaklaşımınızı korumanıza yardımcı olacaksa, telefon mülakatınızı iş kıyafetinizle yapmanız psikolojinize yardımcı olabilir.


Kolay Okunan Bir CV için 10 İpucu

Kolay Okunan Bir CV için 10 İpucu

Bir role aday olduğunuzda sizi temsil eden CV’nizin ilgili okuyucunun dikkatini çekmek için 15-20 saniyesi vardır. Bu sürede dikkat çekmeyi başaramayan bir CV’nin reddedilen adaylar arasında yer alması kaçınılmaz. Bu yüzden CV’nizin kolay okunabilir olması çok önemli. İşte size en üst düzeyde dikkat çekebilmesi için CV’nizi hazırlarken dikkat etmeniz gereken 10 ipucu:
1.  Basit bir yazı tipi (font) kullanın. Okunması en kolay yazı tipleri Times New Roman ve Arial’dır. Bu iki font aynı zamanda iş dünyasının genelinde en çok kullanılan, tercih edilen fontlar. Dolayısıyla gözler Times New Roman ve Arial’a daha aşina. Şahsen ben Arial’ı her zaman tercih ederim 🙂
2.  Küçük puntodan kaçının. CV’nizdeki hiçbir yazı 11 puntodan daha küçük olmamalı. Küçük punto ile yazılmış CV’ler okuması en zor CV’lerdir. CV’nizi değerlendiren kişi, CV’nizi okumaya çalışırken şaşı kalma tehlikesi geçiriyorsa, bu kişinin CV’nizin önemli bölümlerini es geçme ihtimali çok yüksektir.
3.  Kısa paragraflarla yol almayı tercih edin. 3 ya da 4 satırdan daha uzun paragraflarda okuyucunun ilgisini kaybetme riskiniz çok fazladır. 3 Satırı aşmayan paragraflar kullanarak, kısa ve net ifadalerle çarpıcı bilgileri dile getirmek her zaman daha iyidir.
4.  Paragraflarınız, bullet’larınız (maddeleriniz) arasında mutlaka birer satır boşluk bırakın. Bu boşluklar hem beyaz alan yaratarak gözün daha az yorulmasını sağlar hem de odaklanmayı kolaylaştırır.
5.  Bir sayfaya çok fazla şeyi sığdırmaya çalışmayın. Aşırı yoğun, sıkışık CV sayfalar kimseyi CV’nizi dikkatle okuma yönünde motive etmez. Asla CV’nizi belli bir uzunlukta tutmak için okunabilirliği feda etmeyin.
6.  Kısa ve net cümleler kurun. CV’nizde bilgi fazlalığını, yoğunluğu engellemenin yollarından biri budur. Gereksiz ve fazla ifadelerden ne kadar kaçınırsanız önemli ve çarpıcı bilgileriniz o kadar ön plana çıkar.
7.  Bullet’larınız (maddeleriniz) iki satırdan fazla olmamalı. İki satırdan daha uzun bullet’lar kullanıyorsanız muhtemelen gereğinden fazla bilgi veriyorsunuz. Cümlelerinizi gözden geçirin.
8.  Bold (kalın yazı tipi) ile yazılmış kelimeler kullanmaktan çekinmeyin. Görsel olarak okuyucunun dikkatini önemli noktalara çekmenin en iyi yolu budur. Sayısal verilerin ve becerilerinizin farkedilmesini kolaylaştırmada bold kelimeler size yardımcı olacaktır.
9.  CV’nizdeki farklı bölümleri çizgiler kullanarak birbirinden ayırın. Okuyucularınızın gözlerini rahatlatmanın bir yolu da budur. Basit çizgiler CV’nizdeki farklı bilgilerin arasında sınırlar oluşturur; çizgilerle her bir bölüm daha rahat okunur ve anlaşılır hale gelir.
 10. Birden fazla font kullanımı, farklı bullet tipleri, birbiriyle tutarsız satır araları, değişik çizgi kalınlıkları, CV’nizdeki göze hoş gelmeyen farklılıklar okuyucunuzun odaklanmasını engeller. CV’nizin bölümleri birbirleriyle görünüm olarak tutarlı olmalıdır.
Arkadaşlarınız, yakınlarınız arasında küçük bir araştırma yaparsanız birçok CV formatıyla  karşılaşabilirsiniz. Bir çok insan kendi kullandığı formatın en iyisi olduğunu düşünür. Aslında formattan daha önemli olan şey okunabilirliktir. CV’niz kolay okunabiliyorsa, değerlendiren kişi dikkatini kaybetmeden, aradığı bilgileri kolayca bulabiliyorsa sizin için her format iyi formattır.
Bu 10 noktaya dikkata ederek hazırlanan CV’ler işe alım profesyonelleri ve işe alır konumda olan şirket yöneticileri için okunabilirlik açısından daha ilginç CV’ler olacaktır. Kolay okunan CV’lerin daha iyi değerlendirilme, dolayısıyla daha fazla mülakat daveti alma şansı olur. CV’nizin okunabilirliğini iyileştirerek işe girme ya da daha iyi rollere transfer olma şansınızı artırabilirsiniz.