Category Archives: işe alım

İşe Alımla İlgili 8 Şehir Efsanesi

En az bir kere iş arayan herkesin işe alım dünyasıyla ilgili bir fikri oluşur. Bu fikirler bazen söze dönüşür; adaylar, çalışanlar, işe alımcılar arasında kulaktan kulağa yayılır. Kartopu yuvarlana yuvarlana çığ olur.

İşte size, işe alım dünyasında çok karşılaşılan şehir efsanelerine 8 örnek:

1.    “İşe girebilmek için mutlaka bir tanıdığın olması gerekir”

İş dünyası içinde yer alan network’ünüz tabii ki değerlidir. İlişkileriniz ilgili kişilere ulaşmanızı sağlayabilir. Ancak günümüzde ahbap-tanıdık yoluyla işe alım pek kalmadı. Günümüzün sert rekabeti içinde şirketler, birilerinin gönlü olsun diye işe alım yapamıyor. Pratikte bir “yakın”ınızın olmasına gerek yok.

2.    “Deneyimin birinin ilgisini çekerse hemen seni ararlar”

Bazı şirketler işe alımlarda kılı kırk yarar. Değerlendirme süreçlerinden, adaylarla ilgili kararlarından yüzde yüz emin olmak isterler. Bazen de araya başka süreçler girer. Bütçe takvimi ya da kaçınılmaz bir seyahat işe alımı ikinci plana iter. Hal böyle olduğunda işe alımlar haftalar değil, aylar sürebilir. Hemen haber alamazsanız moralinizi bozmayın.

 3.   Bu aday bolluğunda dikkat çekmek istiyorsan farklı bir şeyler yap”

CV’niz başvurduğunuz rolün gerektirdiği deneyimi, eğitimi içeriyorsa; tecrübeleriniz ilgili bilgi ve becerilere sahip olduğunuzu gösteriyorsa, ayrıca fantastik bir şey yapmanıza gerek yoktur. İşe uygun değilseniz, ne özel formatlar ne de renkli kağıda basılmış CV’ler elenmenizi önleyebilir.

 4.    “Tatil dönemlerinde pek bir şey çıkmaz”

Bu görüşün aksine tatil sezonlarında, bayramlarda, yılbaşı dönemlerinde bir çok işe alım yapılır. İş dünyasının temposu tatil dinlemez. İşe alımlar devam eder. İlanları takip eden adaylar “ara” dönemlerde daha az rekabetle karşılaşabilir.

5.    “İyi CV bir sayfayı geçmez”

Eskiden bu çok söylenirdi. Ama artık devir değişti. Deneyiminiz birkaç yılla sınırlıysa CV’nizi bir-iki sayfada toparlayabilirsiniz. Daha deneyimli biriyseniz, kendinizi daha iyi ifade edebilmek adına, daha uzun bir CV hazırlamaktan çekinmeyin.

6.    “İşe alım sürecini yürüten kişi ne yaptığını biliyordur”

Her zaman değil. Her profilde kişi işe alımcı durumunda olabilir. İş arama sürecinizde deneyimsiz kişilerle, garip sorularla, nezaketten uzak davranışlarla karşılaşabilirsiniz. Şaşırmayın.

7.    “İstekli görünmek için başvurunu takip et”

Bir işe alımcı bir ay içinde onlarca, yüzlerce adayla tanışabilir. Mülakat, CV değerlendirme, toplantı, e-mail trafiği içinde telefonda bilgi verme imkanı her zaman olmaz. O yüzden telefonla değil e-mail’le temas kurmayı deneyin.

8.    “Ücret beklentini düşürürsen daha kolay iş bulursun”

Şirketler ücret skalaları dahilinde alabildikleri en iyi adayı almak isterler. İyi firmalar maliyeti düşük diye olmayacak birine olur deyip işi riske atmaz. Görüşmelerinizde gerçek beklentiniz neyse onu söyleyin.

İşe alımla ilgili bu tip söylentiler iş arama sürecinizi olumsuz etkileyebilir. Özellikle deneyiminiz sınırlıysa çevrenizden duyduğunuz şeyleri deneyimli kişilerle paylaşın. Fikir sahibi olmadan önce bilginin doğruluğundan emin olun.

Reklamlar

Mülakat Randevusu Beklerken Yelkenleri Suya İndirmemenin 15 Yolu

İş arama süreçleri belirsiz, ucu açık yolculuklardır. Serüven ne kadar sürer, nerede biter bilinmez. Belirsizlik ister istemez stres yaratır. İş aradığınız dönemlerde bazen o kadar deprese olabilirsiniz ki yataktan çıkmak istemediğiniz günler bile olabilir.

İş arama süeçleri, moralinizi bozmayı bırakın, motivasyonunuzu en üst düzeyde tutmanız gereken dönemlerdir. Gözünüzün açık, özgüveninizin yüksek olması için mutlu olduğunuzu hissetmelisiniz.

İşte size yelkenleri suya indirmemeniz için 15 öneri:

1. Negatif yaklaşımlı kişilerden uzak durun:

Bardağın boş yarısını görmeyi alışkanlık haline getiren insanlardan koşarak uzaklaşmanız gereken dönem bu dönemdir. İster istermez, kendi başınıza kaldığınız anlarda kafanızda bir şeyleri kuracaksınız. Sıkıntınızı artıracak arkadaşlardan uzak durun.

2. “Çalışan”larla daha sık görüşün:

Görüşün ki çalışma yaşamından kopmayın. Sağda solda ne olup bittiğine dair fikir sahibi olun. Farklı şirketlerde oluşan, ilan edilmeyen yeni ihtiyaçları en kolay bu yolla öğrenebilirsiniz.

3. “Haberler”le olan ilişkinizi sınırlandırın:

Evet dünyada ne olup bittiği hakkında fikir sahibi olmalısınız. Bununla birlikte, özellikle genç nüfusta yükselen işsizlik oranlarını habire duymanın size bir faydası var mı? Kendinizi negatif haberlerden koruyun.

4. Sizi mutlu eden şeylere daha çok zaman ayırın:

Hobilerinize veya uğraşırken kendinizi mutlu hissettiğiniz şeylere daha çok zaman ayırın. Yeni, heyecan verici uğraşılar edinin. İşe başladıktan sonra böyle şeylere sadece haftasonlarınızda ve yıllık izinlerinizde vakit ayırabileceksiniz. O zaman, vaktinizi değerlendirin.

5. Network’ünüzü genişletin:

Sosyal ağları, özellikle LinkedIn’i kullanarak daha çok kişiyle temas kurun. Eski iş arkadaşlarınız, eski yöneticileriniz, özel arkadaşlarınız, görüşme yaptığınız kişiler ilk hedefleriniz olabilir.

6. Biyografi okuyun:

Özellikle başarılı, tarihte iz bırakmış insanların biyografilerini okuyun. Her başarılı kişinin defalarca tökezleyip yeniden ayağa kalktığını bu kitaplarla hatırlayın.

7. Yeni iş arama yöntemleri deneyin:

Yakınınız olan bir yöneticiden sizinle bir “egzersiz” mülakatı yapmasını rica edin. Ya da CV’nizin formatını değiştirin. Kronolojik bir CV yerine fonksiyon odaklı bir metin de hazırlayabilirsiniz.

8. Bir yakınınız “moral”inize bekçilik etsin:

Sık görüştüğünüz birinden negatif düşünmeye başladığınızda sizi uyarmasını isteyin.

9. Çocuklarla daha çok zaman geçirin:

Yeryüzündeki bütün kaygısı “birazdan neyle oynasam?” olan bir çocuk bu dünyada neyin önemli olduğunu hatırlamanıza yardımcı olabilir.

10. Yemek yapın:

Sağlıklı ve ucuz tarifler bulup yapmayı deneyin. Yemek yapmak insanın dikkatini tek bir yöne kanalize ettiği için etkili “kafa boşaltma” yöntemlerinden biri olabilir. Hem belki de bir şaheser yaratırsınız, kim bilir?

11. Bir Sivil Toplum kuruluşuna katılın:

Yardıma muhtaç olanlarla ilgilenmek bu dönemlerde yapabileceğiniz en faydalı işlerden biridir. Bu yolla yararlı olduğunuzu hissetmenin yanı sıra yeni arkadaşlar edinme imkanı da bulursunuz.

12. Her gün yeni bir şey öğrenin:

En basit örnekle anlatmak gerekirse Wikipedia’dan her gün bir makale okuyun. Öğreneceğiniz yeni bilgiler hiç ummadığınız anlarda, yaşamınızı kolaylaştırabilir.

13. Spor yapın:

Hırstan uzak yapılan sporun serotonin düzeyini yükselttiği biliniyor. Giyin spor ayakkabılarınızı, yol nereye siz oraya.

14. Kendize zorlu bir hedef belirleyin:

Bir entrümanı çalmayı öğrenmek ya da 10 km koşmak veya yürümek gibi zorlu bir hedefin peşine düşmek duygu durumunuzu güçlendirir. Hedefinize adım adım yaklaştıkça özgüveniniz daha da artar.

15. Haftada bir gün iş aramayın:

CV’nize, iş arama ve networking sitelerine haftada bir gün yaklaşmayın. Arkanıza yaslanın, dinlenin, zihninizi boşaltın, o günü kendinize ayırın.

İş ararken oluşabilecek depresif hisler demotivasyonla sonuçlanır. Demotive kişi daha az işi beğenme ve başvurma eğiliminde olur. Dikkati dağıldığı için olabilecek rolleri gözden kaçırır, başvurduğu rolleri takip etmez.

Yeni işiniz hayatınızdaki kırılma noktalarından biri olabilir. Bu dönemlerde bu tip basit hatalar yapmak istemezsiniz. Bu önerileri ya da farklı yöntemleri denemekten çekinmeyin.

İş Ararken LinkedIn’i Daha Aktif Kullanmanın 7 Yolu

Eskiden adaylarla iletişim mektupla ve telefonla kurulurdu. Internet araçlarının gelişmesiyle, kişiler ve kurumlar birbiriyle online olarak temas kurma imkanına sahip oldu. Online networking sitelerinin yaygınlaşmasıyla iletişim iki taraflı olarak çok daha hızlı hale geldi.

LinkedIn, profesyonel online networking alanında, iş dünyasındaki en güçlü ve en etkili araç olmaya devam ediyor. 120 milyona yaklaşan kullanıcı sayısına her saniye bir kişi daha eklendiği biliniyor. Site özellikle iş arayanlar için gittikçe daha cazip hale geliyor. LinkedIn’de iş ararken yapılan en yaygın yanlış ise kullanıcıların pasif kalması oluyor. Aslında, LinkedIn’i daha aktif kullanarak daha iyi sonuçlar almak mümkün.

İşte size bu yönde 7 tavsiye:

1.    Profilinizi tamamlayın:

LinkedIn’deki profiliniz bir bakıma sizin online CV’nizdir. İş ararken “eksik” görünmek ister misiniz? Tabii ki hayır. Öyleyse tüm iş deneyimlerinizle birlikte profilinizi eksiksiz doldurun. Özellikle son 2-3 işinize, temel sorumluluklarınızı madde madde ekleyin. Summary kısmında bir ya da iki cümleyle kim olduğunuzu anlatın.

İşe alımcılar LinkedIn üzerindeki aramalarını key word’lerle yaparlar. Profilinizin iş aradığınız alandaki anahtar kelimeleri içerdiğinden emin olun.

2.    Mümkün olduğunca çok connection ekleyin:

Gündelik yaşantımızda olduğu gibi, online networking’de de ne kadar çok insanla “bağlantı”lı olursanız, o kadar çok yeni “bağlantı”ya ulaşma şansınız olur. LinkedIn’in en iyi taraflarından biri katlanarak büyümesidir.

Sisteme yeni katıldıysanız öncelikle eski iş arkadaşlarınızı, müşterilerinizi, tedarikçilerinizi, aile üyelerinizi, özel arkadaşlarınızı ekleyebilirsiniz. Sonrasında ise connection’larınızı artırmak için zaman harcamanız gerekir. Network oluşturmak kolay değildir. İlgi ve emek ister, meyvelerini ise zaman içinde verir.

3.    Davetiyelerinizi kişiselleştirin:

Kişileri davet ederken kısaca kendinizi tanıtın ve neden temas kurmak istediğinizi belirtin. Böylece LinkedIn’in sıkıcı, standart davet mektubundan uzaklaşıp dikkat çekmiş olun.

4.    Search fonksiyonunu daha etkili kullanın:

Detaylı arama özelliğini kullanarak alanınıza özgü işe alım danışmanlarına, ilginizi çeken şirketlerin işe alım sorumlularına, potansiyel işverenlerinize ulaşma şansınız olur.

5.    LinkedIn gruplarında aktif olarak yer alın:

Gruplarda merak ettiğiniz konular hakkında size bilgi verebilecek kişilerle karşılaşabilirsiniz. Gündelik hayatta karşılaşamayacağınız pek çok yeni uygulama ve yeni gelişme hakkında fikir sahibi olabilirsiniz. Ayrıca gruplarda yapacağınız yorumlar ve katkılarınız sayesinde “görünür”lüğünüz, yani farkedilme ihtimaliniz artar.

6.    Status kutunuzu daha sık güncelleyin:

Hoşunuza giden faydalı olabileceğini düşündüğünüz bilgileri, aklınıza takılan soruları, hatta çekinmeksizin iş aradığınızı durum kutunuzda paylaşın. LinkedIn’in haber akışı içindeki besleme sistemini kullanmak network’ünüzün aklında kalmak için iyi bir yöntemdir. Durumunuzu sıklıkla ama “akıllıca” güncelleyin.

 7.    Online “tavsiye mektupları” alın:

LinkedIn içinde yer alan recommendation sistemi sayesinde eski yöneticilerinizden, çalışma arkadaşlarınızdan tavsiye yazıları alabilirsiniz. Bu kısa yazılar sizi daha “sağlam” gösterir. Sıkıcı, kimsenin okumak istemediği, yapmacık referans mektuplarındansa, kısa ve samimi ifadeler içeren “tavsiye”ler her zaman daha iyidir.


LinkedIn son bir senede üye sayısını %63 artırdı. Bugün geldiğimiz noktada bu hızlı büyüme sürecek gibi görünüyor. Bunun altında yatan neden çok basit: Sitenin kullanıcılarına sunduğu faydalar. Hizmet ya da B2B ürün satan şirketler, iş arayanlar, işe aday arayanlar, iş dünyasındaki güncel gelişmeleri izlemek isteyenler; hemen hemen herkes LinkedIn’de.

İş arıyorsanız bu siteyi daha etkili kullanarak bir adım öne geçmek ise sizin elinizde. Yapmanız gereken ilk şey mouse’u elinizden bırakmadan LinkedIn’e giriş yapmak.

Bir Mülakatta Söylememeniz Gereken 8 Şey

Katılacağınız iş görüşmenizde bazı şeyleri dile getirmekten kaçınmanızda fayda var. Ne söylediğiniz kadar ne söylemediğiniz de önemli. Mülakatınızda yanlış cümleler kurmadığınızdan emin olun.

 

İşte size, bir görüşmede uzak durmanız gereken cümlelere 8 örnek:

1.    “Şirketiniz ne iş yapıyor?”

Bunu sorun ve görüşmeniz başlamadan bitsin. Bu derece ilgisiz ve umursamaz olamazsınız. Hiç tanımadığınız bir şirkete görüşmeye gidiyor olsanız bile telefonunuzdan Google’a girmek çok zor olmasa gerek. Yolda giderken bile basit bir araştırma yapabilirsiniz.

2.    “Ücret beklentim esnek”

Gerçekten öyle mi? Dile getirmeseniz de aklınızdaki kırmızı çizgi 4.000 lira ise 1.000 lira öneren bir yerde çalışır mısınız? Bir işe alım sürecinde belki de esnek olmayan tek konu ücrettir. Süreç tıkanacaksa döner dolaşır ücrette tıkanır. İş görüşmelerinizde parasal konularda net ve samimi olun.

3.    “Önceki yöneticim çok fena bir insandı”

Yerküre üzerinde ki en zalim kişi de olsa eski yöneticiniz hakkında ileri geri konuşmanız sizi kötü gösterir. Her şey bir tarafa, potansiyel çalışma arkadaşlarınız zor insanlarla da ilişkinizi yönetebilmiş olmanızı bekler. Profesyonel görünün.

4.    “Ne gibi yan olanaklarınız var?”

İlk görüşmenizde odaklanmanız gereken işin sağladığı imkanlar değil işin kendisidir. Ücretiniz ve yan olanaklarınız işe alım sürecinizde en son konuşulacak konulardır. Son görüşmelerinize davet edilmeden önce bu konulara girmeyin.

5.    “Çok mükemmeliyetçiyimdir”

Gerçekten öyle olsanız bile bunu mülakatta dile getirmeyin. Bir görüşmede söylenebilecek bundan daha klişe bir laf yoktur. Deneyimli bir mülakatçı bu sözü yüzlerce kez duymuştur. Sıradan görünmeyin, yeni bir şey bulun.

6.    “Hiç bir sorum yok”

Günde 8-9, haftada en az 40-45 saat geçireceğiniz yeni işinizle ya da iş arkadaşlarınızla ilgili hiç bir sorunuz yok mu? Hadi canım! Bu kadar meraksız olamazsınız. Hiç bir sorunuzun olmaması için görüşütüğünüz işle ilgisiz ya da mülakat  için hazırlıksız olmalısınız.

7.    “Kusura bakmayın geç kaldım”

İşe alımcılar mülakatlara gelen adayların “iyi” görünmek istediklerini düşünürler. Verebileceğiniz en iyi görüntü mülakata geç kalmak olmamalı. Gecikmemek için elinizden geleni yapın.

8.    “Bu işe çok ihtiyacım var”

Çok çok çok ihtiyacınız olsa bile bunu da söylemeyin. İşverenler iş tekliflerini hazırlarken duygusal değil gerçekçi yaklaşırlar. Kişisel sıkıntılarınızı gündeme getirmeniz potansiyel yöneticileriniz için can sıkıcı olabilir.

Arkadaşınızın Yöneticisi Olmamanız için 7 Neden

Teoride ne kadar eğlenceli ve kolay gözükse de bir arkadaşınızın yöneticisi olmak, profesyonel yaşamda karşılaşabileceğiniz en büyük güçlüklerden biridir. Başlangıçta düşünülenin aksine arkadaşlar arasındaki yönetici – çalışan ilişkisi çoğunlukla sıkıntı yaratır. İş ilişkileri sona erdiğinde bu konuma gelen çok az kişi dostluklarını korumayı başarabilir. Gelin görün ki başlangıçta kimse buna inanmak istemez.

İşe alım ya da atama ihtiyacının giderilmesi isteğiyle oluşabilecek sakıncalar görmezden gelinir. Çoğunlukla “sorun olursa konuşup hallederiz” diye düşünülür. Ancak evdeki hesap çarşıya uymaz.

İşte size bir arkadaşınızla çalışma ihtimaliniz olduğunda hemen sevinmemeniz için 7 neden:

1. Gizlilik: Yakın bir arkadaşınızdan sır saklamanız hiç gerekti mi? Arkadaşınızın yöneticisi olursanız her bilgiyi paylaşamayacağınızdan emin olabilirsiniz. Sizin bilebileceğiniz birçok bilginin kendisinden gizli kalması gerekecektir.

2. Yöneticilik farklı bir kimliktir: Dünyanın en iyi huylu, en tatlı yöneticisi olsanız bile her çalışan zaman zaman yöneticisi hakkında söylenmek ister. Şu ya da bu sebeple bu ihtiyaç ortaya çıkar. Özel ilişkinizle profesyonel ilişkinizi ayırt edebilecek misiniz?

3. Değerlendirme dönemleri: Bir yöneticinin işi çalışanının yaptığı işi değerlendirmek, yeri geldiğinde yapıcı şekilde eleştirmektir. Arkadaşlık ilişkisi içinde olduğunuz birini değerlendirmek hem sizin için hem de arkadaşınız için can sıkıcı bir durumdur.

4. Geribildirimler: İyi bir yönetici olmak istiyorsanız sağlıklı ve gerçekçi geribildirimler vermek zorundasınız. Aynı zamanda arkadaşınız olan çalışanınıza karşı açık ve dürüst olabilecek misiniz? Diyelim net bir şekilde yaklaştınız; ilişkiniz sizce nasıl etkilenecek?

5. Fuzuli bilgiler: Arkadaşınız / çalışanınız sabah arayıp hasta olduğunu ve işe gelemeyeceğini söyledi. Ancak siz arkadaşınızın önceki gece içkiyi fazla kaçırdığını bir vesilesiyle öğrendiniz. İşler de aksadı. Ne düşüneceksiniz?

6. Yüksek risk: Yöneticilik konumunda iseniz ve arkadaş çevreniz genişse bir gün bu noktaya gelebilirsiniz. Bir arkadaşınızın işe alımı konusunda karar vermeniz gerekirse ve ” aman işe alım sorunu çözülsün” diye olumlu düşünme eğiliminde olursanız yaşayabileceklerinizi yeniden düşünün. O role uygun başka biri olamaz mı? Aldığınız riske değer mi?

7. En kötü senaryo: Olabilecek en zor durumu düşünün; arkadaşınızın performansı yetersiz ve işini kaybetme riski var. Kendisine bunu söyleyebilecek misiniz? Diyelim söylediniz, bir iyileşme olmazsa ve mecbur kalırsanız işten çıkarma görüşmesini yapabilecek misiniz?

Profesyonel yaşamınız ve arkadaşlık ilişkiniz arasında bir seçim yapmak durumunda kalmak istemiyorsanız, en iyisi en baştan o yola hiç girmeyin. İşinizden ya da dostluğunuzdan ödün vermek gözünüzü korkutuyorsa kendinizi seçim yapmak zorunda bırakmayın.

Bir Mülakat Davetini Reddetmemeniz için 5 Neden

Yeni mezun olmuş biri ya da deneyimli bir yönetici de olsanız; mülakatlar sizin için her zaman fırsattır. Mevcut işinizden çok memnunsunuz veya yeni işinize daha dün başladınız; her durumda iş görüşmelerine katılmak, gelen istekleri geri çevirmemek, imkan bulduğunuzda mülakatlara katılmak size yarar sağlar.

İşte size profesyonel yaşamda karşılaştığınız görüşme davetlerini kabul etmeniz için 5 neden:

1.    En azından “antrenman” olur:

Bir işi ne kadar çok yaparsanız kendinizi o işte o kadar ustalaşmış ve rahat hissedersiniz. Ne kadar çok mülakata katılırsanız o kadar çok mülakat deneyiminiz olur. Arkadaşlarınızla, iş hayatındaki yakınlarınızla da “deneme görüşmeleri” yapabilirsiniz ancak hiçbiri gerçek hayattaki deneyimlerinizin yerini tutmaz.

2.    Geleceği düşünün:

An itibariyle iş değiştirmek gibi bir düşünceniz olmasa da geleceği düşünün. Şu an işinizde mutlu olsanız da 6 ay sonra ne durumda olacağınızı bilebilir misiniz? Bugün reddettiğiniz şirket yakın gelecekte potansiyel işvereniniz olabilir mi? Unutmayın, görüşmeniz olumlu geçerse en azından gelecekteki yöneticinizin radarına girmiş olursunuz.

3.    Özgeçmişiniz ile ilgili fikir edinin:

Görüşmenizi yapan kişinin sorularından CV’nizle ilgili eksiklikleri yakalamaya çalışın. CV’nizi okumasına rağmen karşınızdaki kişi hangi konuları anlamakta zorlandı? Mesleki olarak hangi noktada bulunmanız bekleniyor? Özgeçmişinizin işe yararlığını kontrol etmenin en iyi yollarından biri budur.

4.    Gidip bir göz atmakta fayda var:

Gidip insanlarla tanışmanızdan, çalışma ortamlarını görmenizden zarar gelmez. Katılacağınız mülakat en azından ilgili şirketi tanımanızı sağlar. Tanıyıp da beğenmezseniz yine sorun yok: Neyi istemediğinizi anladınız! İyi ya da kötü her deneyim, deneyimdir.

5.    Bilgi, beceri ve deneyimlerinizi satın:

İş hayatında ücretli çalışanların yaptıkları şey, bir bakıma, bilgi, beceri ve deneyimlerini en iyi çalışma koşullarını sağlayan şirketlere kiralamaktır. Bu yönden baktığımızda profesyonel yaşam içinde katıldığınız mülakatlar sizin için birer satış görüşmesidir. Piyasadaki “eder”inizi görmek açısından da mülakatlar sizin için fırsattır.

Bir İş Görüşmesine Hazırlanmanın 4 Adımı

İşe alımcılar çok sayıda adayla mülakat yaparlar, az sayıda mülakata hazırlanmış adayla karşılaşırlar. Bir çok profesyonel, aday oldukları rolleri, katılma ihtimalleri olan şirketleri araştırmadan görüşmelere gelir.

Katılacağınız mülakatta daha rahat hissetmenizi sağlayacak birkaç basit hazırlık yapabilirsiniz. İşte size 4 örnek:

1.    Aday olduğunuz rolü ve şirketi araştırın:

Benzer bir pozisyondan geliyor olsanız bile aday olduğunuz rolün ilgili şirketteki sorumluluklarını araştırmanızda yarar var. Söz konusu firma ve görev hakkında pek bir fikri olmayan adaylar mülakatlarda her zaman kötü görünür. Telefonla network’ünüzden ya da internet üzerinden biraz bilgi edinmek en fazla 15 dakikanızı alır.

2.    Gelebilecek sorulara hazırlanın:

Daha önceki mülakat deneyimlerinizi hatırlayın; görüşmenize vesile olacak pozisyonu düşünün. Ne tip sorular gelmişti? / Ne tip sorular gelebilir? Vereceğiniz cevapları düşünün. Gerekirse not alarak hazırlanın. Etkili cevaplar vermenin, kendinizi hazır hissetmenin bir adımı budur.

3.    Görev tanımını anlamaya çalışın:

İlgili pozisyona ilan yoluyla başvurduysanız ve ilanda bir görev tanımı metni yer alıyorsa işiniz kolay. İlan metninde yer alan bilgilerle deneyimlerinizi ve becerilerinizi kıyaslayın. Ne katkı sağlayabileceğinizi düşünün. Bunun farkında olmanız, cevaplarınızda yaratacağınız katma değeri ön plana çıkarmanızı kolaylaştırabilir.

4.    Mülakatın sonunda doğru soruları sorun:

İyi geçen bir mülakatın sonunda garip sorular yöneltip bir çuval inciri batırmak istemezsiniz. Görüşme sonunda “sorunuz var mı?” sorusuyla karşılaştığınızda kem küm etmemek ya da heyecanlanıp tuhaf sorular sormamak için mutlaka bir iki makul soru düşünün.

Mülakat performansınızı geliştirme yolunda ilk girişiminiz bu 4 adımı izlemek olabilir.