Category Archives: iletişim

Ofiste Güvenilirliğinizi Kaybetmenin Garantili 9 Yolu (%100 çalışıyor)

Ofiste Güvenilirliğinizi Kaybetmenin Garantili 9 Yolu (%100 çalışıyor)
Bir işte başarılı olabilmeniz için o işte mutlu olmanız gerekir. İşinizde mutlu olmanın yolu ise çalışma arkadaşlarınızla iyi ilişkiler kurmanıza bağlıdır. İş arkadaşlarınızla sürdürülebilir ilişkilere sahip olmak için ise güvenilir biri olmak zorundasınız.
İnsanlar gözleri arkada kalmadan size sırtlarını dönüp gidebilmeli. Peki, güvenilir biri olmanın yöntemi nedir? Madalyonun öbür yüzünü görmek doğru yolu bulmamızda yardımcı olabilir. İşte size ofisinizdeki güvenilirliğinizi kaybetme yolunda 10 adım:
1.    Bol keseden söz verin, sonra arkanızı dönüp gidin:
Yapılan işlere destek olacağınıza, gerektiğinde işin ucundan tutacağınıza dair sözler verin. Sonra en kritik, hassas süreçlerde ortadan kaybolun. Çalışma arkadaşınız ihanete uğradığını düşünebilir. Ama her şeyin sorumlusu siz misiniz? Boşverin!
2.    Kepçeyle vaatlerde bulunun, sonra kaşığın ucuyla yerine getirin:
İş arkadaşlarınızın güvenini kaybetmenin en etkili yollarından biri budur. Yapacaklarınız, yapabilecekleriniz ile ilgili habire atın tutun, mangalda kül bırakmayın. İnsanlar sizinle birlikte havaya girsinler; ayakları yerden kesilsin. Sonra tepetaklak düşebilirler. Olur bazen öyle.
3.    Telefon mesajlarınızı yanıtsız bırakın:
Arkadaşlarınıza “benim için hiç bir önemin yok” masajını vermenin yöntemi budur. Kimseyi geri aramayın. Çok meşgulsünüz, vaktiniz yok ya da telefonunuzun şarjı bitti. Amaaan, kim uğraşacak telefonla?
4.    E-mail’lerinizi cevaplamayın:
Günümüz teknolojisi her yerden e-mail’lerinize erişim imkanı veriyor. Bu yönde de farklılığınızı göstermelisiniz. İnsanlar yazdıklarıyla kalsın. E-mail’ler yanıtsız kalsın, hatta okunmamış (unread) olarak dursun.
5.    Övgüler yağdırın
Takdir ederken seçici davranmayı bırakın. Her iş şahane, herkes mükemmel olsun. Sözünüzün değeri 0’a insin.
6.    Başkalarının başarılarını sahiplenin
İçinizden manevi destek vermiş olabilirsiniz. Bu da sizi o işe ortak yapar. Hem belki fark etmezler, kim bilir?
7.    Hatanızı kabul etmeyin:
Yanlışlarınız olduğunda sorumluluğunuzu reddedin. İlgili gerçekleri itiraf etmek güvenilirliğinizi artırabilir ama siz geri adım atmazsınız. Tarzınız değil, değil mi?
8.    İki yüzlü olun:
Söylediklerinizle yaptıklarınız arasındaki değişkenlik saniyelerle ölçülebilsin. Söz ağızdan çıkar uçar gider. Kimse sizi gerçekten tanıyamasın.
9.    İnsanları kandırın:
Güven duygusunu kaybettirmenin en garantili yolu budur. En iyi niyetli yalanlar, manipülasyonlar bile hakkınızda kuşku uyandırır.
Güvenilirliğinizi korumak istiyorsanız, istisnasız her zaman gerçekçi ve dürüst yaklaşıma daha yakın durun. İletişim becerinizi daha ileri noktalara taşımanızın, arkadaşlarınızla sürdürülebilir, verimli ilişkiler kurmanızın temeli “sağlam” biri olmanızdır. En zor koşullarda bile güvenilirliğinizden ödün vermemeye çalışın.
Reklamlar

Bir Mülakatta Uzak Durmanız Gereken 7 Yaklaşım


İşte size kaçınmanız gereken davranışlara 7 temel örnek:
1.    Çok fazla “ben, ben, ben” demek:
Aşırı miktarda “ben” öznesini kullanırsanız görüşmenizi yapan kişilerde sizinle ilgili soru işaretleri oluşabilir. Bugüne dek hiç bir ekip çalışması içinde yer almadığınızı ya da kendinizi fazla önemsediğinizi düşünebilirler. Bununla birlikte tam tersi bir görüntü de iyi değildir. Her şeyi ekibinize mal ederseniz sizin katkınız anlaşılmayabilir. “Ben – Biz” ifadeleriniz arasındaki dengeyi kurun.
2.    Detaylarda kaybolmak:
Bir çok aday görüşmeler öncesinde karmaşık sorulara hazırlanır. Bu durum, basit sorular geldiğinde afallamalarına neden olabilir. Bir çok kişi basit sorulara ilgisiz, uzun cevaplar verip konuyu dağıtır. Gösterişsiz ifadeler kullanarak net cevaplar verin. Ne kısa kesin, ne de uzatıp karşınızdakini bunaltın. Bu yönde kendi kendinize alıştırma yapmanız faydalı olabilir.
3.    Eski işinizi yeri dibine sokmak:
Eski işinizden bahsederken dikkatli olmanızda yarar vardır. Fazla eleştirel, her şeyde kusur bulan biri gibi görünmek istemezsiniz. Ne kadar sıkıntılı ayrılmış olursanız olun, bir önceki işinizle ilgili ölçülü ifadeler kullanın.
4.    Aynı ifadeleri tekrarlamak:
“Temelde …”, “sonuçta…”, “ben size öyle söyleyeyim…” gibi söylemleri sürekli tekrarlamanız görüşmeyi yaptığınız kişinin dikkatini dağıtır. İfade zenginliğine özen gösterin.
5.    Jargon kullanmak:
Farklı sektörlerin kendilerine has jargonları olabilir. Oyun alanınızın dışına çıktığınızda diğer oyuncuların anlayabileceği bir dil tercih ettiğinizden emin olmalısınız. Örneğin ilaç sektöründe deneyimliyseniz ve FMCG alanında faaliyet gösteren bir firmaya görüşmeye gittiğinizde devamlı ilaç dünyasına özgü anlatımları kullanmaktan kaçının. Kaçının ki hem anlaşılır olun hem de ilaca sıkışıp kalmış bir görüntü vermeyin.
6.    Görüşmenizi yapan kişileri küçümsemek:
Görüşmenizi yürüten kişi sayısı 2 ve üstündeyse herkesle iletişim kurmaya gayret edin. Her bir görüşmecinizle göz temasınızı koruyun. En az soru soran kişi hakkınızda karar verebilecek en önemli yönetici olabilir. Tüm katılımcılara ilgi gösterin.
7.    Asıl soruyu kaçırmak:
Aslında olmaması gerekir ama bazen mülakatlarda endirekt sorular sorulur. Ne söylendiğine değil neyin söylenmek istediğine, yani satır aralarına dikkat edin. Cevap vermeden önce, sorulan sorudaki vurguyu yakalamış olmalısınız. Görüşme sonuna dek tüm soruları dikkatle dinleyin; konsantrasyonunuzu koruyun.

Bir İşe Alımcı Bir Adayda Ne Arar? – 7 Temel Beklenti

Bir İşe Alımcı Bir Adayda Ne Arar? 
– 
7 Temel Beklenti



Yeni iş imkanlarının az, iş arayan adayın çok olduğu bir süreçten geçiyoruz. Şirketlerde ya da danışmanlık şirketlerinde işe alımla ilgilenen kişiler her zamankinden daha fazla sayıda “güçlü” adayla karşılaşıyor. Bu dönemde iyi bir CV’nizin olması, değerli iş deneyimlerine sahip olmanız ileriye doğru yol almanızda yetersiz kalabilir.
İşte size mülakatlarda işinize yarayabilecek, işe alımcıların temel beklentileri hakkında 7 önemli ipucu:
1.             Bir işe alımcı, öncelikle, bir adayın istekli olmasını bekler. Teklif aldığında heyecanlanmayacak gibi görünen kişilerle yol alınması ihtimali çok düşüktür,
2.             Bir işe alımcı karşısında etik değerlere ve başarma azmine sahip; sonuç ürettiğinde motive olan birini görmek ister,
3.             Bir işe alımcı iletişimi iyi biriyle ilermeyi tercih eder. Sözkonusu rol dünyanın en içedönük, en insandan uzak işi bile olsa kendini ifade etme becerisi zayıf kişiler bir adım geride kalır,
4.             Bir işe alımcı olumlu tutum sergileme eğiliminde olan bir adaya daha yakın durabilir. Her şeye muhalif, asık suratlı, can sıkıcı kişiler ikinci planda kalır,
5.             Bir işe alımcı pratik, engel aşma becerisine sahip, karşılaştığı güçlükler karşısında yılmayan bir adayla karşılaşmak ister,
6.             Bir işe alımcı güçlü ve gelişime açık yönlerinin farkında olan, alçakgönüllü bir adaya daha sıcak yaklaşır,
7.             Bir işe alımcı enerjik, fikir üreten, yaratıcı kişileri olumlu değerlendirme eğiliminde olabilir. Söz konusu görev rutin bir iş bile olsa bir profesyonelde iş geliştirme ve yaratıcı düşünme becerilerinin olması beklenir.
Mülakatlarda bu beklentileri karşılamanız bazen sahip olduğunuz iş deneyiminizden ya da eğitiminizden daha önemli olabilir. Bir işe alım sürecine girdiğinizde bu beklentilerin farkında olmanızda yarar var.

Stajınız Bitmeden Önce Yapmanız Gereken 6 Şey



Stajınız Bitmeden Önce Yapmanız Gereken 6 Şey


Yaz aylarının sonuna yaklaşıyoruz. Bir çok şirkette yaz stajları yakında bitecek. İş yaşamını tanımaya, deneyim elde etmeye çalışan stajyerlerin, bu deneyimlerini daha ileriye taşıyabilmek için, çalışma dönemleri bitmeden yapmaları gereken bir kaç şey var.
İşte size stajınız bitmeden önce atmanız gereken adımlara 6 örnek:
1.    Birlikte çalıştığınız kişilere teşekkür edin:
Yöneticinize çalışma döneminizde size öğrettikleri, kazandığınız tecrübe için teşekkür etmeyi ihmal etmeyin. Memnuniyetinizi size fırsat tanıyan İnsan Kaynakları çalışanlarına, birlikte görev yaptığınız çalışma arkadaşlarınıza, size yardımcı olan kişilere de iletmeyi unutmayın.
2.    Geleceğe yönelik planlarınızı insanlarla konuşun:
Gelecek yaz ya da mezuniyetiniz sonrasında neler yapmayı planladığınızı iş çevrenizdeki kişilerle paylaşın. Tavsiye almaktan mutlu olacağınızı iletin. Stajınızda yakın çalıştığınız insanlar iş hayatınızda oluşacak network’ünüzün başlangıcıdır.
Çalışma ortamınızdaki deneyimli arkadaşlarınız, endirekt yöneticileriniz sizin için çok değerlidir. Bu kişiler karşılaştıkları iş fırsatlarını size haber verebilirler; hatta size bazı işler için size referans olabilirler. Geribildirimleriyle kariyerinizle ilgili düşüncelerinizin berraklaşmasına katkı sağlayabilirler. Bununla birlikte, siz gidip açıkça sormadığınız sürece, insanların çoğu size durup dururken tavsiye de bulunmaz. Bu yönde talepkar olmanızda fayda var.
3.    Yöneticinizden geribildirim isteyin:
Birlikte çalıştığınız süre kısa bir süre de olmuş olsa bile, yöneticinizin güçlü ve gelişime açık yönlerinizle ilgili bir fikri oluşmuştur. Bire bir çalıştığınız için hakkınızdaki en iyi değerlendirmeyi yöneticiniz yapar. Kendisine “kuvvetli bulduğunuz ve geliştirmem gereken becerilerimle ilgili görüşleriniz benim için önemli. Fırsat bulduğumuzda sizi dinlemek isterim” gibi bir cümleyle konuyu açabilirsiniz.
4.    CV’nizi güncelleyin:
Staj deneyiminizi, yaptığınız işlerle ilgili bilgiler zihninizde tazeyken güncelleyin. Çalışmanızla ilgili ayrıntıları bu yolla daha kolay hatırlarsınız.
5.    Kendinizi kendiniz değerlendirin:
Stajınızın sonunda geriye dönüp bakarken kendinize şu soruları sorabilirsiniz; “neler öğrendim? / başa dönme şansım olsa neyi farklı yapardım? / kariyerimi hangi alanda sürdürmek istiyorum? / staj yaptığım şirketin kültürüne alışabildim mi? İleride benzer bir çalışma ortamında yer almalı mıyım? Bu değerlendirmeyi mutlaka yapın. Kişisel farkındalığınız önemlidir.
6.    Kurduğunuz ilişkileri kaybetmeyin:
Yöneticinizle, birlikte yol aldığınız tecrübeli kişilerle iletişiminizi sürdürün. Çok sık olmamak kaydıyla kendileriyle e-mail ya da telefon yoluyla temas kurun. Aklınıza takılan konuları danışabilir ya da gördüğünüz ilginç bir makaleyi paylaşabilirsiniz. Çok az stajyer bunu yapar. Ancak sadece bu çabayı gösterenler uzun soluklu profesyonel ilişkiler kurabilir.

Adayların İşverenlerle İlgili 5 Şikayeti

Adayların İşverenlerle İlgili 5 Şikayeti


Global finansal krizin etkileri yavaş yavaş azalmaya başlarken yeni iş fırsatları artacak gibi görünüyor. Şirketler kilit rollerde görevlendirmek üzere değerli çalışanları bünyelerine katmaya çalışacak.

Firmalar işe almaya çalıştıkları profesyonelleri işe alım süreçlerinde hayal kırıklığına uğratabiliyor. Bu nedenle bir çok şirketin işe alabileceği önemli isimleri kendinden uzaklaştırdığı söylenebilir.
İşte size adayların, aday oldukları firmalarla ilgili şikayetlerine 5 örnek:
1-   Başvuruları mülakatlar sonrasında bile yanıtlamamak:
Adayların bir çoğu mülakatlara hazırlanarak gelir. Kimi şirketlerin web sayfalarını inceleyerek bilgi edinmeye çalışır, kimi gelebilecek mülakat sorularına hazırlanır. Bir çoğu mülakatlara katılabilmek için işlerinden izin alır. Bazıları görüşmeler için seyahat etmek zorunda kalır. Hal böyleyken mülakatlar sonrasında şirketlerden yanıt alabilirler mi? Çoğunlukla hayır!
Adaylar mülakatlardan sonra şirketlerden bir haber almayı bekler. Sessizlik ne kadar uzun sürerse aday o kadar huzursuz olur. Mevcut işlerinden memnun olan iyi adaylar bu sessizlik dönemlerinde süreçlerden çekilirler. Aslında kısa bir telefon görüşmesiyle ya da bir e-mail’le kişileri bilgilendirmek çok zor değildir.
2-   Ücret aralığı ile ilgili bilgi vermekten kaçınmak:
Bir çok şirket arayışında oldukları pozisyon için düşündükleri ücret aralığı ile ilgili adaylara bilgi vermez. Adayların ücret beklentilerini sorup karşılığında düşünülen maaş skalası hakkında bilgi vermemek iyi niyetli bir yaklaşım değildir. Ücretlendirme sisteminin arkasında durabilen firmalar bu yönde tutuk davranışlar sergilemez. Ücret aralığı ile ilgili bilgi vermek istemeyen şirketler adayların beklentilerini sormamalıdır.
3-   Karmaşık başvuru sistemleri / değerlendirme araçları
Bitmek bilmeyen yazılı ya da online başvuru formları adayları genellikle usandırır. Daha mülakatlar başlamadan dolambaçlı başvuru / test süreçleriyle adayların enerjilerini tüketmek yanlıştır. Karmaşık görüşme süreçleri  nedeniyle bir çok firma bulabilecekleri en iyi adayları tanışma imkanı bulamadan kaybeder. Google, Facebook, Apple gibi öncü şirketlerin basit ve etkili başvuru süreçleri örnek alınabilir.
5 farklı yöneticinin 5 kere adayı ayrı ayrı davet ederek görüşmesi, görüşen yöneticilerin modern mülakat tekniklerinden bihaber olması adayları uzaklaştıran diğer faktörlerdendir.
4-   Adayların zamanına değer vermeyip, aynı nedenle adayları elemek:
Bir mülakata 20 dakika geç kalan bir adayla ilgili görüş çoğunlukla olumsuza döner. Peki adaylar şirketlere ulaştıklarında görüşmelere zamanında alınır mı? Bir çok kişi resepsiyonda beklemek durumunda bırakılır.
5-   Değişiklikleri adaylara bildirmemek:
Bir adaya kendisini bir tarihte arayıp bilgi vereceğinizi söylüyorsanız bunu yapmalısınız. İnsanlar verilen sözlerin tutulduğu, kendilerine saygı duyulan organizasyonlarda yer almak ister.
Şirketler şu anda krizin etkisiyle çok sayıda iyi adaya ulaşıyor. Rüzgar tersine döndüğünde bir çok şirketin aynı adayları hedefleyeceği unutulmamalıdır. Yarın işe almak isteyeceğiniz değerli bir adayı bugün kırarsanız gelecekteki ilişkinizi başlamadan bitirmiş olursunuz. Adaylara yönelik özensiz yaklaşımlar şirketinizin imajı  için zararlıdır. Bu davranışlarınız ileride ulaşmak isteyeceğiniz diğer adaylar tarafından duyulabilir.
Şirketler adaylara iş imkanları yaratırken adaylar da sözkonusu organizayonlara beyin güçlerini sunarlar. Şirketler iyi oyuncuları, kendi oyun alanlarından uzaklaştırmak istemiyorlarsa adaylara saygılı yaklaşmalarında yarar var.

Yeni Mezunların İlk İşlerinde Kaçınmaları Gereken 6 Davranış



Yeni Mezunların İlk İşlerinde Kaçınmaları Gereken 6 Davranış
Üniversiteden mezun olup iş hayatına katılmak hayatımızdaki önemli virajlardan biri. Her sene bir çok yeni mezun bu değişimi yaşayıp farklı şirketlerde profesyonel dünyaya katılıyor.
Bu zorlu adaptasyon dönemlerinde bir çok genç arkadaşımız farkında olmadan yanlış davranışlar sergileyebiliyor. Kaçınılması gereken bu davranışların farkında olmak genç profesyonellerin yaşamını kolaylaştırabilir. İşte size 6 örnek:

1-   Sıkıcı işlerle uğraşmak istememek:
Aldığınız diploma nereden olursa olsun yeni başladığınız işi en alttan başlayarak öğrenmenizde yarar vardır. İletişim becerinizi geliştirmenin, şirketteki kilit rollerdeki kişileri tanımanın, ofiste işlerin nasıl yürüdüğünü öğrenmenin en güvenilir yolu budur.
2-   Farklı opsiyonları düşünmemek:
Üniversitede bir konuyu sadece bir yönüyle ele alıp, üzerinde düşünceler üretebilir, ödevler, tezler hazırlayabilirsiniz. İş yaşamında ise üzerinde çalıştığınız her konuyu ayrıntılı bir şekilde incelemeniz, sorumluluklarınızla ilgili öneriler, farklı yöntemler geliştirmeniz beklenir.
3-   Sosyal medya sitelerindeki bilgilerinizin önemsiz olduğunu düşünmek:
Facebook, Twitter gibi sitelerde paylaştığınız şeyler profesyonellikten uzak bir imaja sahip olmanıza yol açıyorsa ve yöneticiniz de bunun farkındaysa, en iyi ihtimalle yöneticinizin aklında sizinle ilgili soru işaretleri oluşur. Paylaştıklarınız haddinden fazla “samimi” bir içeriğe sahipse konu işten çıkartılmanıza dek gidebilir.
4-   İşleri sürüncemede bırakmak:
Üniversitede ödevlerinizi, sınav hazırlıklarınızı son dakikaya bırakmanız sadece sizi ilgilendirir. Davranışınızın sonuçlarına siz katlanırsınız. İş yaşamında ise durum farklıdır. Ofisinizde işleri son dakikaya bırakırsanız konuyla ilgilenen diğer çalışma arkadaşlarınızı güç durumda bırakabilirsiniz. Profesyonel repütasyonunuz bu durumdan mutlaka olumsuz etkilenir. Bu şekilde tanınmak istemezsiniz.
5-   Eski çalışanlarla ilişki kurmak için çaba göstermemek:
Şirketinizdeki yaşıtlarınızla ya da kendi departmanınızdaki arkadaşlarınızla vakit geçirmekten hoşlanıyor olabilirsiniz. Ancak farklı bölümlerde görev yapan deneyimli çalışanlarla ilişki kurmak gelişiminizi hızlandırabilir. “Kıdemli”lerin farkında olun.
6-   Teşekkür etmemek:
Yöneticiniz ya da bir iş arkadaşınız size bir konuda yardımcı olursa içten bir şekilde teşekkür edin. Teşekkür ederek insanların kendilerini değerli hissetmelerine yardım etmiş olursunuz. Bu his ileride yürüteceğiniz işlerde hızlı yol almanızı sağlayabilir. Teşekkür etmezseniz, kişiler size destek vermek yönünde çok istekli olmayacaktır.
Mezuniyet sonrasında elde edilen ekonomik bağımsızlığın yanında gelen sorumluluklar, üniversitedeki rahat arkadaşlık ortamından profesyonel ilişkilere geçiş gençlerin karşılaştığı zorlayıcı “yenilik”lerden bazıları. Yeni mezunların genelde sergilediği yanlış tutumların farkında olmak bu stresli geçiş süreçlerini daha sıkıntısız hale getirebilir.

Yöneticinizle İyi Geçinmeniz için 11 İpucu


Yöneticinizle İyi Geçinmeniz için 11 İpucu
Yöneticiniz biraz da olsa deneyimli biriyse bir kaç basit kuralı izleyerek ilişkinizi sağlıklı bir şekilde sürdürebilirsiniz. Bu yönde yol almak isterseniz işte size 11 ipucu:


1-    Sorumlu olduğunuz işlerin detaylarına her zaman hakim olursanız, yöneticiniz ilgili süreçleri ayrıca kendisinin takip etmesine gerek olmadığını zamanla öğnenir. Bu durum ilişkinizi daha huzurlu kılar.
2-    Derli toplu bir görüntü verin. Yöneticiniz işinizi dağılmadan, bir düzen içinde yürüttüğünüzü görmeli. Size güvenebileceğini, arkasını dönüp gidebileceğini bilmesi ilişkinizi rahatlatır.
3-    Beklentilerinizin aynı olduğundan, aynı dili konuştuğunuzdan emin olun. “İş sonuçları” dediğinizde aynı şeyi mi anlıyorsunuz? Hedef belirlerken, hedeflere ulaşmaya çalışırken, aynı perspektife sahip olmanız önemlidir.
4-    Yöneticinize bir problemi ilettiğinizde çözüm önerinizi de beraberinde götürün: “X sorunla ilgili nasıl yol alalım?” / “X sorunla ilgili son durum şöyle. Bununla ilgili A, B, C gibi çözümlerimizin olabileceğini düşünüyorum”. Hangi yaklaşım kulağa daha iyi geliyor?
5-    Bir işle ilgili bir gelişmeyi yöneticinizle paylaşırken, konuyla ilgili tüm gerçekleri net ve sade bir dille ortaya koyun. Bunu yaparken peşin hükümlerinizden mümkün olduğunca sıyrılmanız profesyonelliğin bir gereğidir.
6-    Yöneticinizin geri bildirimlerini açık bir zihinle dinleyin. Kendisiyle aynı görüşte değilseniz, bunu defansif görünmeyen bir tutumla dile getirin. Araya duvar örmeyin. Örneğin: “Ne demek istediğinizi, endişenizi anlıyorum. Bununla birlikte o çalışmada benim bakış açım …” gibi bir cümleyle düşüncenizi ifade etmeye başlayabilirsiniz.
7-    Hata yaptığınızda hatanızın sorumluluğunu alın. “Bu durum benden kaynaklandı. Durumu düzeltmek için şunları yapıyorum. Bir daha benzer bir sorunla karşılaşmamamız için özen göstereceğim” demek çok zor değildir. Problemin üzerinde çalıştığınızı duymak bile yöneticinizi rahatlatacaktır.
8-    Yöneticinizin işinizde nelere önem verdiğini anlamak istiyorsanız, size işinizle ilgili sorduğu sorulara odaklanın. Böylece gelecekte size vereceği mesajları farketme şansınız olur.
9-    Herhangi bir konuda mutsuz olursanız, bunu doğru zamanda ve zeminde yöneticinize iletin. İşinizde başarılı olabilmeniz için mutlu olmanız gerekir. Makul bir üslupla, yöneticinizin yoğun ya da bitkin olmadığı bir günde fikrinizi paylaşabilirsiniz.
10- Zaman zaman moraliniz bozuk olabilir. Bu gayet insani bir durumdur. Bununla birlikte, her yönetici eğiliminizin olumlu tutum sergileme yönünde olmasını bekler. Negatif düşüncelerden pozitif sonuçların elde edilmesi çok nadir karşılaşılan bir durumdur.
11- Son olarak yöneticinizden memnunsanız, kendisiyle mutluysanız bunu dile getirin. Çok az çalışan bunu yapar. Unutmamak gerekir ki yöneticiler de insandır ve herkes gibi motivasyona ihtiyaç duyarlar.